Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

IŞİD karşıtı koalisyonda Türkiye aktif rol üstlenmeli mı?

  • Evet, üstlenmeli
  • Hayır, üstlenmemeli
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.





23 Ağustos 2007

Hayati Sır
hayatisir@iyibilgi.com


Harflerin melekleri, kalbin miracı, secdenin sırrı…


Yalnızca bir kelimeydi önce… Nuru ifade ediyordu sahibine… Ondan başka bir kelime yoktu… Harfler bir aynanın sırrı gibi yan yana dizilmişler, anlamını oluşturmuşlardı o ilk kelimenin… Varlığın ilk halini, Peygamber Efendimizi… Onun nurunu, kalbini…

O’nda olan, Peygamber Efendimizde de mevcuttu… Kelimelerin gücü, kendinin gücüydü… Hayatın varlığı oydu… Ne olup bitiyorsa şimdi dünyada Peygamber Efendimizin nuruyla oluyordu… Ağaçlarda, dallardan aşağıya sarkan meyveler, pınarların tertemiz kaynak suları, yağmurdan sonra her yana yayılan toprak kokusu, çocuklarını emziren annelerin mutluğu, çiçeğe durmuş ağaçların sevinci, bütün bu iyiliklerin tamamı Peygamber Efendimizin nurundandı… Ayın güneşe bakınca kendini görmesi gibi Peygamber Efendimizin ehli beyti ile Cenab-ı Allah nurunu tamamlayacaktı…

İnsan için dünya hayatında bir başlangıç ve bir son vardı… En azından böyle görünüyordu bu… Ama eşyanın hakikati farklıydı… Bunu görmek istediğini söylemişti Peygamber Efendimiz Cenab-ı Hakk’a…

Sonra Miraç gerçekleşti…

Allah nurunu Miraç’ta Peygamber Efendimizle tamamlamıştı…

Dünya suskundu… Peygamber Efendimiz Miraç’tayken dünyada her şey susmuştu… Yaprak kımıldamıyor, hiç kimse konuşmuyordu… Bir rüyada gibiydi dünya… Her şey oluyor ama hiçbir ses duyulmuyordu… Kelimelerin sessizliği içinde yaptı yolculuğunu Peygamber Efendimiz… Harflerin hepsi secde ediyor, onu selamlıyorlardı…

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” diye selamlıyordu Peygamber Efendimiz harfleri… Harflerin meleklerini… Meleklerin gücünü, büyüklüğünü, bütünüyle canlı bir kâinatı ilk orada müşahede etti Peygamber Efendimiz… Hepsi aynı anda, aynı kalbin içinde Allah’ı zikrediyorlardı sonsuz bir huzur içinde…

Birden durdu… Kâinat da sustu… Cenab-ı Allah ona seslendi… Hoş geldin ey Muhammed…

Orada ne konuşuldu, sesin bilgisi buna yetmiyor… Ama kalbin bilgisi, ihlâslı bir secde anında Miraç’ın kapısını hafifçe aralıyor… O anın içinden dönmek istemiyoruz bir daha dünyaya… O bize aralanan kısacık anın içinden… Peygamber Efendimiz, Miraç’tan, huzurdan yeniden dünyaya dönüyor…

Ve müminin namazı başlıyor… Bütün Müslümanlar Peygamber Efendimizin vesilesiyle, Mirac’a yükselme şansını elde ediyorlar…

Huzura yükselmek… Eşyanın hakikatini görmek… Kendini bilmek…

Ve sonra “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” yeniden dünyaya dönüyoruz…


( Her namaz Peygamber Efendimizin kalbinde Allah’a yolculuktur…
Bunu kim engelleyebilir ki…

Hiçbir şey…

Yeter ki o “şey”leri biz hayatımızdan uzak tutalım…

Secdenin sırrına vâkıf olmayı iyi bir Müslüman olarak hak edelim…










Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
2 + 1 = 


Oku Yorum


  • gerçekler demine hu, dost allah, eyvallah 

    Miraç imkân aleminden kudret alemine seyirdir. Cebrail götürmüştür. Sonradan kudret aleminde imkân alemine dönüş ise arada Cebrail yoktur. İzni İlâhi tayyi mekân vardır. Yani Resulü Ekrem kudret aleminin kanunları ile Cebrail refakat etmeden emri ilâhi hemen kendisini Mekkede hareket ettikleri yerde buluyor. Kendimizi toplayarak bu lâkırdıları hülâsa edelim... Mekke'den... Mescidi Aksa (Kudüs'e).... Cebrail refakatinde... Oradan kudret alemine Cebrail ile... Sidre'de Cebrail durur...
    Bu hududtan sonra kudret alemine Resul dahil olur. Orada zaman. Mekân mefhumu yok...
    imkân alemindeki her türlü fiziki, kimyevi kanunlar cari değil... Sessiz. Sözsüz. Cehetsiz (Ya Muhammed) yaklaş. Gel emri çıkar... Bunlar kudret aleminin kanunlarına göredir. (Kabı Kavseyn) yanaşır...
    Orada akşam namazı üç rekât olarak emrolunur... Hitabı izzet (Ya Muhammed) dır.
    Nuru Resulullanadır bu hitap... -Sonra Mustafa'ya söyledi çekinmeden. Yani Resul'ün kul olarak kendilerine...

    O zaman da Sidre'ye döndükleri zaman 2 rekât sabah namazı emro-luyor... Miraç gecesi vaki olduğu için ilk akşam namazı emroluyor. Gece sabaha doğru gideceğinden sabah, sonra akabinde emrolunmuş tur.
    1 - Sebep. Niçin. Hikmeti bu sükûtlarında aramak merak edenlere aittir.
    2 - Bunu anlamak için ancak ruhani sebep, niçin ve hikmetde aramak lâzımdır.
    Bunu bilenler ancak ruhaniyeti Resul ile temas edebilen, mazhariyetine ve teyfikine kavuşanlardan öğrenmek gerek...
    Onlar da (Errasihune fil ilim) ayetinde bildirilen rasih olan, manen Makamı Mahmuda çevrilebilen ve Makamı Mahmudu bilenler bilebilirler.
    ÇÖZÜM: Miraçda Resulü Ekrem'i Cebrail ale.yhisselâm, Mescidil Haram yani Mekke'den Mescidil Aksa yani Kudüs, bir yani daha son mescide niçin gitmiştir. Başka tarafa gitmemiştir. Oradan da semavata çıkmıştır.
    Dönüşte Kudüsü şerife uğramadan Mekke'ye gelmişlerdir. Bu sözlerde
    3 niçin vardır. 3 sebep vardır, 3 de sır vardır.
    Bunları insan anlayabilirse buzlu cam arkasından dışarıyı seyretmek
    gibi birtakım bulanık gölge halinde bazı şeyler öğrenebilir.
    Bu işler herkesin anlayacağı, bileceği, öğreneceği şeylerin üstünde suTullahtır. Söylerler ya Allah bilinir, görünmez. Resulü Ekrem görünür bilinmez. Resulün görünmeyen tarafını anlamak her insanın kân değildir. Bu işleri bu kadar bilmek hakikî ve tam hakiki İslama edepten dolayı yaraşmaz. Çünki beşer takatinin üstünde ruhani çok ender olarak makama sahip kimselerin belki kândır. Dünya yüzünde b unlan bilenler ancak ve belki de şehadet parmağı ile gösterilecek kadar azdır. Kulaktan kulağa söylenen ve insanın gönül ve aklına döküldükten sonra adeta kaybolan bilgilerdendir.
    Resulü Ekrem yalnız bazı sırlan Ebu Hüreyre'ye bir avuç, ısran üzerine sunmuştur. Ebu Hüreyre'den sonra sorduklarında; söyleyemem beni kâfir oldu diye katledersiniz" buyurmuşlardır.
    Resulü Ekrem " Benden sonra gelecek kardeşlerime dinin ahkâmım tam olarak öğretiniz" buyurduklarında bütün sahabeyi kiram ki içlerinde hayatta iken cennetle tebşir edilenler bile hep birden; "Ya Resulallah biz senin kardeşlerin değil miyiz" diye sormuşlar, "Hayır. Hayır. Hayır. "Siz benim yüzümü görüp konuşan azhap ve ensarımsınız. Asıl benim kardeşlerim benden sonra gelip beni görmeden iman edenlerdir" buyurmuştur.
    Büyük sahabeler bile Ebu Bekir, Ömer, Alt, Osman radyallahu anhlardan bile bu gizlenmiştir.
    Sonradan gelen, Resulullah'ı görmeyen büyük insanlar ruhaniyeti Resul ile temas ederek müstesna ve çok az insan bunu öğrenmiştir. Resulü Ekrem'i hayatlarında görüp konuşanlar bile müstesna olmayarak hiç biri Resulü Ekrem'i rüyalarında görmemiştir. Bu en büyük hikmettir. Çözmeye uğraş... Adam ara... Ara, Çok ara... Eğer arzularsan...
    Hz. Bedevi ne demiş; "Ben İcazeti Resulallah'tan aldım. Kimseden birşey istemem. " Lâfa ve lakırdıya rivayet ve tevatura bakma. Bak Hacı Bektaş Veli'ye. Bak Hacı Bayram Veli'ye. Bak Hacı Şabanı Ve-li'ye. Bak Yunus'a.
    Başkaya bakma. Bulanık kafanı durult. Suret ve cesetde kalma. Resulü Ekrem, Kur'an ve namaz sana yetişir. Artar bile ... Artanlar yıldızlarda İnsanlar bile olsa onlara da yetişir ve taşar...
    Münir Derman
    ceyhun çağlar / 24 Ekim 2007 20:16
  • Cok güzel bir yorum 

    sadece su cümle uygun düsmemis
    "Allah nurunu Miraç’ta Peygamber Efendimizle tamamlamıştı…"
    Cünkü Allahin nuru isim ve sifatlari ekmeldir,tamdir,noksansizdir..
    Selam ve dua ile...
    Mehmet Hirka / 24 Ekim 2007 00:29
  • KELİMELER 

    Hakikaten çok güzel bir yorum yapmışsınız.Kaleminize kuvvet.Allah tüm insanları namazla şereflendirsin.
    kahraman suat / 06 Ekim 2007 22:58
  • "Şey"in "Şey"i 

    "Şey"leri hayatımızdan çıkardığımız an Allah'a daha yakın olacağız. Öncelikli olarak konuşmalarımızdan, yazdıklarımızdan da çıkartalım "şey" demeyi. Bir düşünün "şey" dediğimiz yerlerde kimi anıyoruz! "şey" demiyenler miraca yakın olanlardır. Allah, hepimizi namazlarımızda miracı gerçekleştirenlerden eylesin. İnşaallah.
    Hüseyin Hakkı Saka / 31 Ağustos 2007 22:04
  • kar taneleri 

    beyaz eşya çöplüğüne inen kar tanesi kelimeleriniz hiç tükenmesin...
    ekrem berber / 25 Ağustos 2007 13:30




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi