Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

Taraf gazetesinin ortaya çıkarttığı 'Balyoz' Güvenlik Harekatı hakkında yapılan darbe yorumlarını inandırıcı buluyor musunuz?

  • Evet, yoruma katılıyorum
  • Hayır, yoruma katılmıyorum
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.




29 Ekim 2009

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
ahmetrasimk@mynet.com


Domuz gribi aşısı tartışması


Domuz gribi aşısı ile ilgili tartışmalar sürüyor ve bitecek gibi de görünmüyor. Sadece bizim değil, tüm dünyanın kafası karışık.

Bu senenin sorusu bu: Domuz gribi aşısı olalım mı, olmayalım mı?

Domuz gribi aşısı taraftarları içinde ‘Okullarda ailenin iznine tâbi olmadan ‘zorunlu’ olarak yapılmasını’ gerekli görenler olduğu gibi ‘Onay almadan aşı yapılamaz’ fikrini savunanlar da var. Bir grup da yaygın bir aşı kampanyası yerine ‘Sadece risk altında olanlar aşılanmalı’ diyor.

Bunların karşısında ise benim gibi ‘domuz gribi aşısı ile ilgili tüm dünyada konuşulan bir takım bilimsel endişeleri’ dile getirerek daha temkinli olalım diyen ve bu sözleri farklı sebeplerle ‘Kimse sakın domuz gribi aşısı olmasın’ şeklinde yorumlanan bilim adamları var.

Bir ilaç, aşı veya bir tedavi yönteminin insanlara olumlu-olumsuz her yönüyle ‘tam ve doğru olarak anlatılması’ nın hiçbir şekilde ‘Bu ilacı içmeyin, bu aşıyı olmayın veya bu ameliyatı yaptırmayın’ demek olmadığı apaçık ortadadır.

Tam aksine bir tıbbi girişim veya tedavi uygulanmadan önce hastalara bunların ne için yapıldığının, ne gibi sonuçlar beklendiğinin ve ne gibi yan etki, risk veya komplikasyonların ortaya çıkabileceğinin ‘tüm ayrıntılarıyla’ ve onların ‘anlayabilecekleri bir dille’ anlatması kanuni bir zorunluluktur.

Anlatmak da yeterli değildir, bunun ‘yazılı bir belge’ ile kanıtlanması da gerekir. Üstelik bu belgenin basitçe ‘Tavsiye edilen tedavi ve girişimleri kabul ediyorum, sorumluluk bana aittir’ şeklinde olması da hukuken bir işe yaramaz. İmzalanacak olan belgede o işlem ile ilgili ‘tam ve doğru’ bilgilendirmenin yapılmış olması şarttır.

Okul idarelerinin velilerden çocuklarına aşı yapılmasını isteyip istemediklerine dair imzalamaları istenen belgelerin de bu niteliği taşıması gerektiği kanaatindeyim.

DÜNYA KARARSIZ

Dünya, domuz gribi aşısının ‘gerekli olup olmadığını, güvenirliliğini, etkinliğini, yan etki ve risklerini ve harcanan paranın buna değip değmeyeceğini’ tartışıyor.

Salgını ‘Korku’ başlığıyla kapak konusu yapan ABD’ nin çok satan bilim dergisi Wired’ a göre Amerikalılar ‘Çocuğumu aşılatmalı mıyım, yoksa aşı tehlikeli mi?’ sorusuna cevap arıyorlar. Dergide, domuz gribinden ölenlerin sayısının 1000 kişiyi aşmış olmasına rağmen son yapılan ankette halkın sadece yüzde 35’ inin ‘“Ben bu aşıyı güvenle yaptırırım’ cevabını verdiği bilgisi yer alıyor.

Haberde ABD’de bırakın domuz gribi aşısını, diğer hastalıklar için aşılamalarda bazı eyaletlerde yüzde 6 gibi alarm seviyesinde kayıplar yaşandığı ve Amerikalıların yüzde 25’inin aşıların çocuklarını zehirlediğine inandığı da bildiriyor.

Washington Post ve ABC tarafından yayınlanan bir kamuoyu araştırması da her 10 kişiden 6'sının domuz gribi aşısı olmayacağını, ailelerin de sadece yüzde 52'sinin çocuklarına aşı yaptıracaklarını söylediklerini gösteriyor.

Bütün bu tartışmaların Amerika’ da üretilen aşılarda skualen ve timerosal gibi maddeler bulunmamasına rağmen yapıldığı da, Amerikan hükümetinin aşı yapılan kişilerin bundan zarar gördüğünü iddia ederek aşı üreticileri ve sağlık görevlilerine dava açılmasına karşı kanunla ‘dokunulmazlık’ getirmiş olduğu da dikkate alınmalı. 

AFP’ nin haberinde de bir ankete göre, 86 kişinin öldüğü Kanada’ da halkın yüzde 51’ inin aşıya karşı oldukları sonucunun çıktığı bildiriliyor. 

Almanya’ da aşı olmak istemeyenlerin sayısı tüm ülkelerden fazla. British Medical Journal’ de yer alan yazıda politikacı, bürokrat ve askerlere halka yapılandan farklı özel bir aşı uygulanacağının açıklanmasından sonra kesin aşı olmak isteyenlerin oranının yüzde 12’ ye kadar indiği bilgisi yer alıyor.

GELELİM NETİCEYE

Bu tartışmaların birçok sebebi var. Bence bunların başında da sağlığın çok kâr getiren bir sektör haline gelmiş olması; ilaç ve aşı endüstrisine duyulan güvensizlik geliyor. Domuz gribi virüsünün biyolojik ve ekonomik bir silah olduğu iddiaları da yabana atılacak gibi değil.

Bilim adamları arasındaki fikir ayrılığına gelince: Mutlaka aşı olun diyenlerle, aşıya daha temkinli yaklaşanların aralarında aslında ‘temel görüş farkı yok’. Amaç dünyamızın bu salgını en az zararla atlatması, insanların sömürülmeden sağlıklı yaşamaları. Mücadelemiz bunun için!

 










Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
5 + 2 = 


Oku Yorum


  • domuz gribi 

    domuz gribi
    geçen yıl kuş gribi adı altında milyonlarca tavuk itlaf edildi.Bu sene domuz gribi denilen grip sonucu eceli gelenler haricinde tek bir domuzun itlaf edildiğini duymadık.Bence tüm bunlar bir oyun.Diğerleri gibi.Nasıl olsa zamanı geldiğinde herşey ortaya çıkacak.Bu aşı konusu şahsen özellikle ilgilendiğim bir konu.Ne aşılara nede ilaç adı altında üretilen şeylere güvenmiyorum.Kaynağı avrupa-amerika ve israil kökenli hiç bir şeye inanmıyorum bilimsellik denilen tabunun nasıl darmadağın olduğunu gören bilen herkes biliyor.Son olarak şunu söylemeliyim Virütik vakalarda bağışıklık sisteminin güçlü olmasından daha önemli bir şey yoktur.Lütfen bağışıklık sisteminizi güçlendiren doğal takviyeler kullanın ki virislere karşı kanda antikor üretilebilsin ve kendi savunma sistemiyle vücut başa çıksın.Tüm gerçek bundan ibarettir anlayana sivrisinek saz anlamayana domuz gribi bile az... irfantancan / 31 Ekim 2009 17:31Ulusal aşı ve ilaç merkezimiz neden yok?
    Aşı konusunda yapılan kısır tartışmalar asıl hayati sorunu gizliyor.
    Bilim dünyamız ve aydınlarımız şu sorulara cevap vermelidir.

    Ulusal felakete yol açabilecek biyolojik teröre karşı Ulusal aşı ve ilaç merkezimiz neden yok? Ne zaman ve nasıl kurulacak? Kim kuracak? Altı ay gibi kısa bir sürede aşı üretilen bir dünyada biz kanamalı Kongo virüsünden neden ölüp gidiyoruz?

    Milyonlarca insanın ölümüne yol açabilecek salgın halinde hiçbir ülke kendi halkın bile yetecek aşıyı zamanında üretemeyeceğine göre, bize aşı veremeyecekler demektir.

    Böyle bir felaket karşısında dilencilik yapmanın yararı olmayacağına göre, ‘Ulusal aşı ve ilaç merkezi’ için acilen düğmeye basılmalıdır. Bu amaçla TÜBİTAK, gerekli bilim ve teknoloji transferi için, bilim ve iş dünyası arasındaki organizasyonu yapmalıdır.

    Çünkü sorun milli güvenlik sorunu, çözümü de bilim ve akıl oyunudur. Yüzlerce üniversitesi ve binlerce nitelikli bilim adamı olan dünyanın 16. büyük ekonomik gücü Türkiye’ye yakışan budur.

    Kriz ortamında kıvranırken her yıl yabancılara kaptırdığımız milyarlarca doların çok az bir kısmıyla can güvenliğimiz için zorunlu olan Ulusal aşı ve ilaç merkezini acilen kurmalıyız.
    deniz şahin / 29 Kasım 2009 19:43
  • domuz gribi 

    geçen yıl kuş gribi adı altında milyonlarca tavuk itlaf edildi.Bu sene domuz gribi denilen grip sonucu eceli gelenler haricinde tek bir domuzun itlaf edildiğini duymadık.Bence tüm bunlar bir oyun.Diğerleri gibi.Nasıl olsa zamanı geldiğinde herşey ortaya çıkacak.Bu aşı konusu şahsen özellikle ilgilendiğim bir konu.Ne aşılara nede ilaç adı altında üretilen şeylere güvenmiyorum.Kaynağı avrupa-amerika ve israil kökenli hiç bir şeye inanmıyorum bilimsellik denilen tabunun nasıl darmadağın olduğunu gören bilen herkes biliyor.Son olarak şunu söylemeliyim Virütik vakalarda bağışıklık sisteminin güçlü olmasından daha önemli bir şey yoktur.Lütfen bağışıklık sisteminizi güçlendiren doğal takviyeler kullanın ki virislere karşı kanda antikor üretilebilsin ve kendi savunma sistemiyle vücut başa çıksın.Tüm gerçek bundan ibarettir anlayana sivrisinek saz anlamayana domuz gribi bile az...
    irfantancan / 31 Ekim 2009 17:31
  • Ulusal aşı ve ilaç merkezimiz neden yok? 

    Aşı konusunda yapılan kısır tartışmalar asıl hayati sorunu gizliyor.
    Bilim dünyamız ve aydınlarımız şu sorulara cevap vermelidir.

    Ulusal felakete yol açabilecek biyolojik teröre karşı Ulusal aşı ve ilaç merkezimiz neden yok? Ne zaman ve nasıl kurulacak? Kim kuracak? Altı ay gibi kısa bir sürede aşı üretilen bir dünyada biz kanamalı Kongo virüsünden neden ölüp gidiyoruz?

    Milyonlarca insanın ölümüne yol açabilecek salgın halinde hiçbir ülke kendi halkın bile yetecek aşıyı zamanında üretemeyeceğine göre, bize aşı veremeyecekler demektir.

    Böyle bir felaket karşısında dilencilik yapmanın yararı olmayacağına göre, ‘Ulusal aşı ve ilaç merkezi’ için acilen düğmeye basılmalıdır. Bu amaçla TÜBİTAK, gerekli bilim ve teknoloji transferi için, bilim ve iş dünyası arasındaki organizasyonu yapmalıdır.

    Çünkü sorun milli güvenlik sorunu, çözümü de bilim ve akıl oyunudur. Yüzlerce üniversitesi ve binlerce nitelikli bilim adamı olan dünyanın 16. büyük ekonomik gücü Türkiye’ye yakışan budur.

    Kriz ortamında kıvranırken her yıl yabancılara kaptırdığımız milyarlarca doların çok az bir kısmıyla can güvenliğimiz için zorunlu olan Ulusal aşı ve ilaç merkezini acilen kurmalıyız.

    kemal yesilcimen
    ky / 30 Ekim 2009 13:52




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
iyibilgi tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi