Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını alması, Türkiye'nin etkinliğini arttırır mı?

  • Evet, bence arttırır
  • Hayır, bence arttırmaz
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.





30 Haziran 2010

Hayati Sır
hayatisir@iyibilgi.com


İlahi hakikatin ‘Tevhid Zırhı’!


 

‘Kelimeler’in hakikati ile başlıyor söze… İç içe iyilik ve kötülük… Ama tek bir olunca ‘mana’ hepsi bir!

( Cennet’in sözü ile bitmeli bu hayat! O kadar kısa… Bir an kadar! Ya da o an kadar sonsuz!

Biliyoruz şimdi! Bu dünya hayatı niçin var… Var olan bir! Tek bir an! Hepsi o kadar!

‘Bir’!

Son bir yazı! Kendini bilen bir yazı… Ve hakikati…

Ey kalbim! Senin anların değil mi bütün kâğıtlar? Ve o kâğıtlar da var olan her kelime bizim bir yüzümüz değil mi?

Her yüzün bir hikâyesi vardır, biliyoruz! Uzun uzun anlatır her kelime kendi hikâyesini… Ama senin aklında kalan hep tek bir söz olur… O sözü yazıyor işte Hayati Sır… Hikâyeler anlatıldıktan sonra ‘kalb’e ulaşan o tek bir sözü… Anlayan anlıyor, anlamayan ise o sözü ikilemeye çabalıyor işte… Birken iki olduk, üç olduk diyor… Ve birliği bozuyor… Ne uğruna biliyor musun? Kendi hikâyesi uğruna… Nefsin sessiz bekleyişi her sözün içinde… Sonra birdenbire kendinden bahsedilince, hızla dirilişi, azgın bir hal alışı…

Ey kalbi birleyen söz! Nefsi öldüren söz! Geldik işte huzura… Ve ilahi bir sıçramayla yükselişe geçip öyle geldik! Tüm hikâyeleri unuttuk da geldik… Aslı ile hakikatin… Ve kendi imgesiyle… Sözün bittiği yerde…

Sözün de bir hikâyesi var elbette! O da son bulur, huzura yükselince… Her şey biter, mana birlenir… Ve aslı ile tanışırsın sen hakikatin…

Ne olursa olsun bu dünya hayatında, o gün gelince her şey kendi aslına döner…

Ey kalbin aslı ile söyleşen Hayati Sır! Bize böyle sıçramalı yazılar yazma… Her kelimen ile bir yükselişe geçme… İnsanın hikâyesinden ayrılma… Yer çekiminden kurtulma… Uzun uzun anlat bize gerçeği… Tasvir üzerine tasvir yap… Çünkü insan, kalbin diline kapalıdır… Söyleyecek pek bir şeyi de yoktur… Mana ile ilgilenmez hiç… Görünenden ibaret zanneder aşkı! Bu yüzden de hep yanılmıştır…

Ey aşk! İnsan gördüğüne değil, görmediğine, bilmediğine âşık olur… Bir hayaldir aslında aşk! Bir tasavvur, bir tefekkür, ilahi bir haldir…

O halin içine girince sırrına kavuşur insan… Kendi sırrını görür karşısında! Ve söz olur yeniden… Tek bir söz… Allah için!

Ah insan! Ne büyük yanılgı içindesin sen! Bu denli hoyrat bir dünyada hâlâ anlaşılabilmeyi bekliyorsun… Oysa dünyadaki zulmün çeşitliliği korkutuyor insanı… ‘Kelimeler’e zulüm uygulayan insanlardan hiç bahşedilmemesi… Anlaşılan sıra gelmiyor bir türlü zulüm altında bırakılan kelimelere… Peki, onları kim kurtaracak bu zulümden! Her an, hepiniz zulüm uyguluyorsunuz kelimelere! Onları hiç durmadan asıl manalarının dışında kullanıyorsunuz… Ve onları yeniden Cennet’teki yerlerine taşımak isteyenlere de bir vesile bulup tuhaf anlamlar yükleyebiliyorsunuz…

Oysa anlam da birdir! Söz de!

Hakiki olanla, suret olan! Fark bu kadar yalındır, açıktır ve basittir aslında…

Biz bu dünya hayatında, kalıcı bir suretimiz, bir hikâyemiz olsun istemeyenlerdeniz…

Asıl olana ermek için çalışıp çabalıyoruz…

Elbette gayret bizden, takdir Allah’tandır sonunda…

Biz sadece, Cenab-ı Allah’tan gelecek olan her şeyi birlemek için varız…

İlahi hakikat bu!

Evet, biriz ve her türlü ikiliği reddediyoruz daha işin başında…

İşte, hepimizi koruyacak ‘Tevhid Zırhı’!

Vesselam.










Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
4 + 2 = 


Oku Yorum


  • Yazılarınla aydım 

    Ne yazdıysan beni benden aldın üstad. Zaten başımıza ne geldiyse makine sanayinden geldi.GERÇEKLER BİZİ ÖZGÜR KILACAK...
    Haklısın üstad / 10 Ağustos 2010 23:31
  • OL DEDİĞİNDE OLAN YOK DEDİĞİNDE YOK OLAN HER ŞEYİN SAHİBİ OLAN 

    Ozaman kaybedecek nevar ,idrak edebiliyorsak bu gerçeği rahman ve rahimle görmeli hissetmeli yaşamalı ,yaşatmalı bir olmalı.neticede ona döneceğiz ,O'nun rızası ile yaşamalı
    GEMSİZ / 21 Temmuz 2010 11:43
  •  

    İlahi Yolun Yolcuları zamanın ötelerinden de yol gösteriyorlar, bir mübarek ne demiş ; " biz gelmedik dava için..... " Ya H.Z. Yusuf ( Allahın Selamı Üzerine Olsun ) ne demiş ; " Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum.Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder.... " şahıslar, hataları büyütmeye değmez....ömür bitmeden kendinde olanı bir kişiye, iki kişiye, olabildiğince kişiye öğretmek, en azından bir gönüle girmek lazım......
    Serdar / 15 Temmuz 2010 15:12
  • iman 

    Neden dünya Kuran’a göre anlaşılmalı? Çünkü türümüz, daha fazlasını da öğrenmeye müsait ve tam da bu nedenle, öğrenme gücüyle, keşfetme ve anlama gücüyle imtihan edilmekteyiz! Tıpkı Adem gibi… (Ki unutmayın lütfen, Adem sizsiniz! ) Zat, size de aslında bir ağacı-aynı ağacı- yasak etmiştir. Adem’e yasak olan size de, bize de yasaktır! Bunu lütfen unutmayın!
    Size ancak, Kuran’da bildirildiği kadarı haktır. VE fakat, Kuran’dan anladıklarınız arttıkça, bilginiz de artacaktır. Siz zaten Kuran’a göre kuracağınız bir uygarlıkla, bu dünya uygarlığı içinde kurulabilecek en güzel-sizin dünyadaki yaşamınız için en güzel- uygarlığı kurmuş olacaksınız? Bunu mu istersiniz, ya da bu dünyanın takibi sonucu oluşmuş uygarlığın bir hedefi olan, Mars’a gitmeyi mi? Ya acep, ilk misali seçtiğinizde zaten ikincisi, sırf siz o ilk misali seçebilme basireti ve imanı gösterdiğiniz için, size bir ikram olarak gelecekse? Bunu bilseniz? İşte bu sizin bilmemeniz gerekenlerdendir! Ama burada önemli olan, gelecek ikramlar için değil! Gerçekten, iman etmenizdir. Gelse de olur, gelmese de… Üç günlük dünyada, gelecek her şey bir kurala bağlanmıştır. O kuralı koyana iman ediniz! Onun kurallarının yerine kural koymayınız! O sizin için en hayırlısını düşünmüştür zaten. Bırakın, onun kuralları sizin kurallarınızın üzerin(d)e olsun. Ancak o takdirde, kendi hayrınızı seçersiniz. Hem bu dünyada, hem diğer dünyada…

    O Zat, öyle bir Zat’tır ki; sizin yapacaklarınızı da bilmektedir. Sizler bazı şeyleri yapmakla yükümlüsünüz, o sizin varlığınızın bir şartıdır. Her varlık bir şartı yerine getirir. Yeryüzünde bütün şartlar ortadan kalktığında, zaten yeryüzü alemi de bitecektir. Sizler, bu şartları yani yaşamı ve kaderinizi öyle bir bilinçle, öyle bir imanla kabullenmelisiniz! İyisi ve kötüsüyle… O Zat, sizin yapacaklarınızı da bilir… Ve yine bilir ki, bazı kulları iyi işler yapacaklardır. O kullarının, kendilerine çizilmiş yollarından ayrılmamaları için; onları korur ve kollar. Ama bu koruma ve kollama, yolunuzu değiştirerek olmaz. Çünkü zaten yolunuz hayırlıdır, O Zat bunu bilmektedir. Size o yoldan ayrılmamanız için hayırlar ve şerler verir. İşte, bunun içindir ki, başınıza gelen her şey, sizler için bir nimettir! Başına gelenleri, O Zat’tan bir hediye ve ikram olarak kabul eden, her kimse, o doğru yoldadır. Onu takip edin! Onun gerçekten bunu söylediğini ve buna inandığını anlamak içinse, yine o kurallara bakın! Yeryüzündeki her şeye ve onu anlatan kitaba bakın! O kitaptan tanıyabiliyorsanız, odur zaten! Tanıyamıyorsanız, o değildir! O yolda olmaya gayret edin. Nefsinizin izin verdiği ölçüde, yenebildiğiniz kadarıyla o yolda olmaya gayret edin. O yolu takip ettiğiniz sürece, o yolda yürüyebilmeniz için destekleneceksiniz. Her anlamda…

    Mesele şudur: Bugün aileler çocuklarını yetiştirememektedir! Bir türün öğrenme kapasitesinin artma hakkı verildiği- o en masum çağında, gerekli kapıları açabilmesi için gerekli eğitimi veremiyor bugünün aile yapısı. Belki de, 2-3 bin yıldır… Bu da aslında bir geriye dönüşü tetikliyor. Yani türün kendi sonunu getirmesi olasılığını… Sizin ileriye gidiyoruz dediğiniz şey, aslında kendi sonunuza gidişinizdir. Bildiğiniz gerçeğin sadece bir yanıdır! Bunu unutmayın! (Bilimsel anlamda da, insan beyninin, nöronlarının en yüksek olduğu yaşı 16dır. Bu şu demektir; o yaşınıza kadar öğrendiğiniz, hissettiğiniz, anladığınız ya da anlamaya çalıştığınız, algıladığınız, kurduğunuz, düşündüğünüz her şey, sizin kaderinizdir! NE daha fazlasını isteyin, ne de daha azına razı olun! Size ne verildiyse-ikram edildiyse, onu yüklenin! Ve küçüklerinize o gözle bakın! Onların, her birisi, sizin için bir imtihandır, lütuftur, umuttur, görevdir… Onların her birisi sizin gözetip kollamanız için, şart olarak koşulmuş bir yaratılandır. Onların her biri, daha iyiye gidebilmeniz için, kitabı anlayacak, alemi anlayacak bireyler olarak yetişebilecek birer şarttır. Onlar doğruyu bulduğunda, siz de bulmuş olacaksınız! Çünkü o Zat, bütün zamanları aynı anda görendir. O yolda gitmeniz için sizi, bütün insanlığı “hayır ve şerle” sınamaktadır, kollamaktadır! Başınıza gelen her şeyi ondan bildiğiniz sürece doğru yoldasınız. Peki başımıza gelen her şeyi ondan nasıl bileceksiniz? O Zat sizin kalbinizi bilir! Türünüzden bir tek kişi dahi, kalbinden istiyorsa bir iyiyi, bu sizin için devam edebilme kararıdır. Bir kulu yüzü suyu hürmetine bütün bir türü bağışlayabilecek olan da odur. Siz gelin, başınıza gelen her şeyi ondan bilin ve şartlarınızı yerine getirin! İslam’ın şartı tektir! İman…

    ismail kılınçer / 09 Temmuz 2010 20:41




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
iyibilgi tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi