Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

Anayasa değişiklik paketine "hayır" propagandası yapan siyasi partilerin açıkladıkları sebepler sizi tatmin ediyor mu?

  • Evet,
  • Hayır,
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.





15 Mayıs 2007
font boyutu küçülsün büyüsün



Bilinçaltı reklamlarla beyniniz nasıl yıkanır?


“Beyninize yapılan saldırıların büyük kısmı artık gelişen teknoloji sayesinde bilinçaltı yapılmaktadır. Satıcılar çeşitli bilinçaltı teknikleri kullanmak üzere eğitilirler. Değişik anahtar kelimeleri kullanırlar ve satarlar.” Serdar Kuru’nun reklâmlar ve tüketim toplumuyla ilgili çarpıcı yazısı… iyibilgi zoom




Bilinçaltı reklamlarla beyniniz nasıl yıkanır?

Her gün birileri tarafından beyninize girilip yönlendirmeye çalışıldığınızı söylesem ve bunun günde en aşağı elli kez yapıldığını iddia etsem ne derdiniz. Bugünkü konumuz reklâmlar. Reklâm nedir? Reklâm belli başlı büyük karteller tarafından üretilen,  gerçekte ihtiyacınız olmadığı, büyük kısmı kalitesiz ürünleri, çok pahalı fiyatlarla ve sizi bankalara borçlandırarak satın almaya ikna edilmeniz için beyniniz üzerinde uygulanan psikolojik operasyon materyallerinin tamamıdır. Reklâmlar yalanın bilimselleştirilmiş halidir. Reklâmlardaki sahte dünyalarda gökyüzü her zaman mavi, tüm erkekler yakışıklı, tüm kadınlar çekici ve herkes sizi sinir edecek kadar mutludur. Televizyon kanallarındaki dizi, eğlence ve spor programlarının arasına reklâmlar konmaz tam tersine bu programlar aslında reklâmların arasına konur. Tüm medyanın yayınladığı ana program reklâmlardır ve televizyonların kurulma amacı da budur.

Reklâmlar size vücudunuzun hiçbir işine yaramayacak şekerli boyalı suyu hayatınızın anlamı, köpeğin bile yemediği içi türlü kimyasal dolu mısır gevreğini çocukları dahi yapan mucize yiyecek, konuşması dünyada en pahalı olan kazık telefon hattını iyilik perisi olarak yuttururlar. Televizyonların türlü şiddet ve kavga gürültüyle dolu olmasının sebebi insanların en kolay ikna olacağı anların aşırı duygular yaşadıkları zamanlar olduğu bilindiği içindir. Bir futbol programında koca koca adamlar birbirlerine türlü küfrü sıralarken ve sizde ister istemez tartışmaya kendinizi kaptırmışken, tam en ateşli anda girecek reklâmlar tarafından etkilenmeniz, sakin bir zamanınızdan daha kolaydır. Bu sebeple tüm programlarda en kavgacı insanlar en çok parayı kazanırlar. Çok izlenen bir programın arasına reklâm girdiğinde bundan kaçmak için öteki kanalı açtığınız zaman karşınıza gene reklâmların çıkması tesadüf değildir. Çünkü büyük firmalar kanallarla anlaşmıştır ve hangi kanala kaçarsanız kaçın karşınız da hep reklâmları bulursunuz.

Bunlar işin bilinen kısmı. Bilinmeyen yani bilinçaltı kısmı ise çok daha rezildir. Beyninize yapılan saldırıların büyük kısmı artık gelişen teknoloji sayesinde bilinçaltı yapılmaktadır.
Büyük mağazalar ve araba firmalarının satıcıları çeşitli bilinçaltı teknikleri kullanmak üzere eğitilirler. Değişik anahtar kelimeleri kullanarak size ürünü satmak tek amaçlarıdır ve paranız yoksa bu daha iyidir çünkü sizi bankalara borçlandırırlarsa çok daha fazla kazanırlar. Test sürüşü yaptığınız bir otomobilde yanınızda oturan satıcı siz tüm dikkatinizi trafiğe vermişken dönüp size “ Bu sahip olmak istediğiniz bir araç mı” diye sorarsa çok dikkatli olun çünkü bu cümle içine bilinçaltı kelime tetikleyicileri yerleştirilmiş ve özel olarak satıcılara öğretilmiş bir cümledir. Bu tip örnekleri sayısız derecede çoğaltabilirim.

Doktorunuz size belli bir marka ilacı “tavsiye” ediyorsa o doktorun ilaç şirketinden bir sürü hediye ve beleş tatiller kazandığına bahse girebilirsiniz. Bazı ilaç firmaları o kadar ileri gitmiştir ki sahte hastalıklar bile yaratmışlardır. 1998 senesinde Amerika’da tüm reklâm panoları ve gazeteler SAD yani “Social Anxiety Disorder” isimli bir hastalığa sahip olabilirsiniz, dikkatli olun türünden ilanlarla dolduruldu. Bildiğimiz utangaçlık anlamına gelen bu sahte hastalık ismi insanların kafasına iyice yerleşip, insanlar acaba bende de var mıdır diye düşünmeye başladığı anda bir ilaç firması SAD hastalığına kesin çözüm sloganıyla tanıttığı ilacı piyasaya sürdü. İlacın kapış kapış satıldığını tahmin edebilirsiniz. Düşünün bakalım son yıllarda gazetelerde ve otobüs duraklarında türlü hastalıkla sizi korkutan reklâmlar kimlerin eseridir.

Bir gün markete gittiniz ve hiç aklınızda olmamasına rağmen tonla gereksiz şey alıp çıktınız ve sonra da kendinizi suçladınız. Boşuna üzülmeyin suç sizde değil, suç marketlerde kullanılan ve sizi satın almaya ikna eden pek çok bilinçaltı tekniğinde. Mesela marketlerde çalınan müzikler özel olarak hazırlanmıştır ve hem sizin duyamayacağınız ama beyninizin hemen kapacağı bilinçaltı emirler içerirler hem de müziğin temposu sizi özel olarak satın almaya iten bir ritimde ayarlanmıştır. Market içine salınan ve sizi rahatlatarak düşünmeden alışveriş yapmaya iten kokular ve rafların özel olarak ayarlanması sonucu sizi belli ürünlere yönelten raf planlama teknikleri de işin cabasıdır.

Internet’te gezdiğiniz tarayıcınızdan alınan özel veriler haberiniz bile olmadan toplanır ve büyük firmalara satılırlar, onlar da sizin girdiğiniz sayfalara bakarak psikolojik profilinizi çıkarır ve size tamda hoşlanacağınız şeylerin reklâmlarını gönderirler. Özel olarak hazırlanmış ve haber görüntüsündeki reklâmlar da sizi her gün kandırır. Habere göre ya mucize bir ilaç bulunmuş ya da en sevdiğiniz artist yeni açılan bir restoranın müdavimi olmuştur. Haber sandıklarınızın büyük kısmı aslında reklâmdır. Spor müsabakaları ve çeşitli fuarlarda kısacası insanların toplu olarak bulundukları yerlerde yeni çıkmış bir kıyafet markasını giyen ya da yeni piyasaya sürülmüş cep telefonlarını kullanan insanların belli yerlerde yoğunlaştığını fark ederseniz bilin ki bunlar o şirketler tarafından tutulmuş ve insanları şüphelendirmeden ürün reklâmı yapan elemanlardır. Bu teknik Türkiye’de yeni yeni uygulamaya konmuştur. Bir kıyafet tipinin ya da bir cep telefonu markasının nasıl popüler edildiğini sanıyorsunuz? “Aaa bugün herkeste o telefonu gördüm” cümlesini size kurdurmak için neler yapılıyor hiç düşündünüz mü?

Kısacası artık özel hayatınız kalmamıştır. Evinizde, arabanızda, bindiğiniz otobüste ve yemek yediğiniz lokanta da bile reklâmlar sizi bulacaktır. Peki acaba insanların birer deney faresi olarak kullanılmasına karşı, temel görevi bizi korumak olan devlet ne yapıyor? Cevabı siz verin.

Serdar Kuru






Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
4 + 1 = 


Oku Yorum


  • Peki Ne yapmalı/ılabilir?.. 

    İyi güzel de birde bu bilinçaltı kontlorüne nasıl bir çare bulunmalı!..
    yasin sahan / 16 Ağustos 2007 19:01
  • tabii!.. 

    zaten devlet dediğin gelene geç...iyi de niye sosyal hukuk devleti demişler peki?
    ufuk tan / 14 Haziran 2007 16:38
  • bu kadar olur 

    herşeyi devlete yüklemeyin kardeşim devlet hangi birisine koşsun ortada birsürü sorun varken ama doğru konu doğru hepsi ama sonu olmamış zaten şuanda öyle birşeyki zaten içimiz tamamen ajanlarla doluyken başka birşey beklememek lazım
    GECE YARGICI / 26 Mayıs 2007 16:10
  • bu kadar olur 

    herşeyi devlete yüklemeyin kardeşim devlet hangi birisine koşsun ortada birsürü sorun varken ama doğru konu doğru hepsi ama sonu olmamış zaten şuanda öyle birşeyki zaten içimiz tamamen ajanlarla doluyken başka birşey beklememek lazım
    GECE YARGICI / 26 Mayıs 2007 16:10
  • Pes... 


    Eğitimli insan, bilinçli tüketici...
    Milletimizin yarısı günün 10 saati tv başında...Ne diyim.
    esen32tr / 23 Mayıs 2007 03:36
  • Pes... 


    Eğitimli insan, bilinçli tüketici...
    Milletimizin yarısı günün 10 saati tv başında...Ne diyim.
    esen32tr / 23 Mayıs 2007 03:36
  • Çaktırmadan İkna 

    Serdar Kuru yeni keşfetmiş ama bu konunun en az 50 yıllık bir geçmişi var. Vance Packard'ın 50'li yıllardan kalma ama Türkçeye yeni çevrilmiş "Çaktırmadan İkna" isimli kitabı tamamen bu konuyu irdeliyor. Reklama düşmanlık yapmakla, nefret beslemekle, sermaye düşmanlığıyla bu iş çözülmez. Hele hele yazıyı "devlet ne yapıyor?" diye bitirmekle hiç çözülmez. Bunlar ancak egoyu besler.
    Paşa / 14 Mayıs 2007 10:59
  • Çaktırmadan İkna 

    Serdar Kuru yeni keşfetmiş ama bu konunun en az 50 yıllık bir geçmişi var. Vance Packard'ın 50'li yıllardan kalma ama Türkçeye yeni çevrilmiş "Çaktırmadan İkna" isimli kitabı tamamen bu konuyu irdeliyor. Reklama düşmanlık yapmakla, nefret beslemekle, sermaye düşmanlığıyla bu iş çözülmez. Hele hele yazıyı "devlet ne yapıyor?" diye bitirmekle hiç çözülmez. Bunlar ancak egoyu besler.
    Paşa / 14 Mayıs 2007 10:59
  • kutluyorum 

    hasan / 13 Mayıs 2007 21:53
  • kutluyorum 

    hasan / 13 Mayıs 2007 21:53




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
iyibilgi tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi

57.5 ms