Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

Hükümetin dış politikasını başarılı buluyor musunuz?

  • Evet, başarılı.
  • Hayır, başarısız.
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.





10 Ocak 2013
font boyutu küçülsün büyüsün



PKK kaç parçaya bölündü?


"Bu hamle sadece PKK ile ilgili bir hamle değildir."




TRT Haber kanalında her hafta Çarşamba günleri yayınlanan ve Faruk Bilgin’in sunduğu Açı programının bu haftaki bölümünde Başbakan Erdoğan'ın Afrika gezisini, Esed'in yaptığı son konuşmanın satır aralarını ve İmralı görüşmelerini masaya yatırıldı. Prof. Sedat Laçiner, Prof. Deniz Ülke Arıboğan ve Prof. Talip Küçükcan'ın yorumlarından ilgili kısımlar şöyle:

Sedat Laçiner - Çok başarılı ve zeki ise çocuk, götürüyor onu New York'a, Londra'ya. O topraklarda bir şey yapmasına müsade etmiyor. Türkiye'nin oraya taşıdığı eğitim ve anlayışın en önemli farkı bu. Biz yetiştiriyoruz, orada bırakıyoruz, orada yeni nesiller yetiştirebilmesi için de özel çaba harcıyoruz. Bunlar inanamayacağınız kadar büyük işler. Bunlar Anadoludan fark edilmiyor ama Afrika'dan baktığınızda Türklerin yeri ayrı. Eğer bir engelleme olmazsa... Avrupa'da ve Amerika'da kriz var. Türkiye bu krizlerdeki tüm eksikliklerini Afrika, Ortadoğu ve hatta Rusya gibi alternatif pazarlar ile dengeledi. Oralardaki krizler çözülünce herhalde Türkiye turbo motor takmış gibi olacak.

Deniz Ülke Arıboğan - Afrika Türkiye'nin genel dış politika stratejisinin değişimine paralel olarak ön plana çıktı. Çünkü Türkiye çokboyutluluk üzerine bir dış politika kurgulamaya başlamıştı. 1998'den beri masanın üzerindeydi ama bunun en iyi uygulayıcısı AKP oldu. Benim düşünceme göre Türkiye özellikle dış ticaretini önceleyerek ve yumuşak güç politikasını kullanarak yayılma stratejisinde daha Çin'e benzer bir hareket üzerine odakladı. Daha ideolojik ve güvenlik eksenli politikalarından, daha ticaret boyutuna kaydı. Mesela Çin tüccar gönderir önden. Eğitim, Türk dış politikasına perspektif sunan bir şey oldu. Devletten bağımsız gelişen bir şeydi ama sonra devletin politikalarıyla eklemlenerek ilerlemeye başladı. Başbakan Erdoğan'ın telaffuz ettiği şey 2015 yılında 50 milyar dolarlık ticaret hacmini yakalamak. Şu anda 17 milyar dolar. Burada bazı rikleri göz ardı etmemek lazım. Afrika bölgesi önümüzdeki dönemin çatışma bölgesi olacak. Müthiş bir paylaşım mücadelesine sahne olacak, dünya dengeleri yeniden kuruluyor çünkü. Ortadoğu'dan oraya doğru kayan bir çatışma alanı var. Vahşi bir kıta orası. Avrupa'ya gitmek gibi değil. Başka bir şeyle yüzleşeceğiz. Devletin eli giden iş adamının yanında olmazsa, çok zor olur işimiz. Oradaki devlet güvenlik teşkilatını yanına almayan bir Türk ticaret politikası oluşamaz orada. Değişik güvenlik risklerinin olduğu yerlerden bahsediyoruz. Çok hızlı o kültürü öğrenmemiz ve ticaret kanallarını devlet yoluyla açmamız gerektiğini düşünüyorum. Sadece iş adamlarının kuracağı bağlantıların işe yaramayabileceğinden, bugünkü 50 milyar doların bir günde 2 milyar dolara inmesinden korkuyorum. Bu herhangi bir bölgeye benzemiyor.

Talip Küçükcan- Sayın Başbakan'ın Afrika ziyareti bize gösterdi ki, biz Afrika'yı gazeteciler, akademisyenler ve entellektüeller olarak iyi tanımıyoruz. Afrika'yı başkalarının gözleriyle okuduk, tanıdık. Ben Londra'da Doğu ve Afrika Araştırmaları Fakültesinde yüksek lisans yapmıştım. 80 ayrı ülkeden öğrenciler vardı, ben orada yüksek lisans yaparken. Bir zamanlar batı orada askeri gücüyle vardı, o askeri güç çekildikten sonra bölgeyi entellektüel olarak kolonilileştirmeyi devam etti. Dünyanın ikinci büyük kıtasından bahsediyoruz. Nüfus olarak da dünyanın en kalabalık ikinci kıtası. Dolayısıyla burası çok önemli. Türkiye için bu bölgeyi yeniden düşünme vakti! Madem merkez ülke olmaya çalışıyoruz, Afrika ile ilgili bilgilerimiz nereden geliyor? Bilgilerimiz ne yazık ki çok sığ. Dünyanın elmas merkezi neresidir? Güney Afrika. Peki, elmas borsası nerededir? Hollanda... Türkiye buraya çok daha farklı bir medeniyet perspektifinden bakıyor. Bunun temelinde Türkiye'nin son zamanlarda takip ettiği insani diplomasi var.


*    *    *

Sedat Laçiner: Şu anda Türkiye'nin izlediği stratejinin en önemli ayağını, İmralı değil, devlet olmak oluşturuyor. Türkiye ilk kez, 27 Mayıs'tan beri bir devlet gibi davranmaya ve terörle mücadele etmeye başladı. Mesela jandarma, polis, kava kuvvetleri ve istihbarat ilk defa bu kadar uyumlu ve sahada etkili. Daha önce elini sürmediği noktalarda, elini ateşe sokmaya başladı. Şu anda Türkiye inanılmaz bir biçimde sahaya girdi. Bu yazın başında gerçekleşmeye başladı. Genelkurmay Başkanı'nın, istihbarat müsteşarının değişmesinde bunun çok büyük rolü vardır. Polis ile jandarmanın geçmişte işbirliğini engelleyen zeminin değişmesinde büyük rolü vardır. Gazeteye yansımayan öyle hikayeler var ki... Türkiye'nin ana stratejisinde birinci ayağı budur: Saha da silahlı meydan okuma varsa, ona gereken cevabın verilmesi. Stratejinin ikinci ayağı, terörü finanse eden ayakların temizlenmesi. Bugüne kadar kaçakçılığa hoş görü ile yaklaşıldı. Milyarlarca dolarlık paralar burada aklandı. Ayrıca PKK çok geniş topraklara uyuşturucu ekti, onları Avrupa'ya pazarladı ve bu pazarın %70'ine bazı uyuşturucularda ulaştı. Terörün finanmasnı bu noktalara gelmişse, siz boşuna uğraşıyorsunuz demektir. Stratejinin üçüncü ayağı ise halkı muhattap almaktı. Yani demokratikleşme. Burada kızılcık şerbeti ve acı reçete içersiniz. Geçmişte teröre bulaştığını bildiğiniz insanları sırf yeni insanlar ölmesin diye, baltaları toprağa gömmek adına affedebilirsiniz. Ama şu anda Türkiye o noktada değil. Hangi noktada? İmralı ile görüşüyor. İmralı PKK'ya hakim mi? PKK, PKK'ya hakim mi? Kandil bir emir verdiği zaman, PKK'ya hakim olabilecek mi? Bu sürecin sonunda PKK mı çıkacak, PKKcıklar mı çıkacak? Bu hamle sadece PKK ile ilgili bir hamle değildir.

www.iyibilgi.com zoom






Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
1 + 1 = 




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi

6.401 ms