Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

Hükümetin dış politikasını başarılı buluyor musunuz?

  • Evet, başarılı.
  • Hayır, başarısız.
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.





29 Ağustos 2013
font boyutu küçülsün büyüsün



3. Dünya Savaşı kapıda mı?


Suriye'deki çatışma, askeri müdahale sonrası dışarı taşar mı?




3. Dünya Savaşı kapıda mı?

TRT Haber kanalında her hafta Çarşamba günleri yayınlanan ve Faruk Bilgin'in sunduğu Açı programının bu haftaki bölümünde Suriye'ye yapılacak ABD'nin başını çektiği olası askeri müdahale senaryoları masaya yatırıldı. Gazeteci Faruk Bilgin sordu, Prof. Dr. Sedat Laçiner, Prof. Dr. Talip Küçükcan ve Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan yanıtladı. Programdan satır başları şöyle:

Prof. Dr. Sedat Laçiner:

Dünyanın büyük güçleri bir konuda çok hassastırlar: Kimyasal, nükleer ve biyolojik silahlar. Bunların yayılması, ehil olmayan ellere geçmesi halinde, bu ülkelerin yöneticilik pozisyonlarını tehlikeye girer. Kontrol edemeyecekleri çatışmalar çıkar.  Konvansiyonel yöntemlerle istediğiniz kadar insan katledebilirsiniz. Suriye'de yüzbinlerce, her yaştan insan katledildi, ses etmediler. Ama şu saydığımız silahlar konusunda kırmızı çizgi vardır. Esad rejimi kimyasal silahları şimdiye kadar çok sınırlı şekilde kullandı. Kitlesel etki yaratacak şekilde kullanmamıştı. Suriye'deki rejim kimyasal silahımız yok, demiyor, neden kullanalım ki, deniyor. Tahminimiz o ki, bunu Beşer Esad'ın kardeşinin yapmış olma ihtimali yüksek.

Bazı uzmanlara göre Suriye, Amerika'nın kırmızı hattını denedi. Eğer ABD buna çok tepki göstermeseydi, Suriye'nin işi kolaylaşacaktı. Muhaliflerin belini tamamen kırma ihtimali çıkabilirdi. Şu an geldiğimiz nokta tam tersi yönde.

Müslüman coğrafyada, müslümanlar üzerindeki zulmü önlemek için batının yardımına muhtaç kalınması trajik bir durumdur.  Orada zaten bir dış müdahale vardı, Rusya ve İran o savaşın içindeydi. Şimdi bir başka müdahale geliyor.

Kimyasal saldırının ardında muhalefet olsaydı, bu kadar teknik davranamazdı, başka mahallelere de sirayet ederdi.

Şu anda ABD'nin elinde Tomahawk füzeleri var. Bunlar yaklaşık olarak 500 kilo patlayıcı taşıyor. Bunu siz 1600 km mesafeden gönderebiliyorsunuz. ABD'nin şu anda Akdeniz'de 4 adet destroyeri var. Bunların üzerinde de tahmini 100 Tomahawk bulunduğu söyleniyor. Libya'da etkili şekilde kullanılmıştı. 3-4 günlük bir saldırıdan bahsediliyor. Tomahawk yetmeyebilir diye b ve c planları olarak bombardıman uçaklarının da devreye girmesi düşünülüyor. İlk vurulacak yerler iletişim hatları olacaktır. Suriye'deki sistemlerin biribiriyle iletişim kurmasını engellemek için. Suriye'de de iletişim sistemi İranlıların elinde. Dolayısıyla İran'a ait sistem vurulacak. İkincisi hava savunma hattını vurmaları lazım. Suriye'nin çok gelişmiş hava savunma sistemi olduğuna dair efsaneler var. Scud füzelerini de içeren bir Rus sistemi söz konusu. Amerikan ile Rus sistemleri çarpışacak. İsrail bu hava sistemini ikide bir delip geçiyor. Üçüncü olarak da hava saldırı kabiliyetini yok edecektir. Havaalanları, laborotuvarlar ve özel birlikler de vurulabilir. Bir devlet ne kadar taktiklerini açıklar, o ayrı. Sivil hedeflerden kaçınabilirler, Esad'ın evi gib. Bu saldırının en büyük riski de burada zaten. Amerika bir müdahalede bulunur, Esad rejimi büyük bir darbe yer ama mağdur rolüne bürünebilir. Sapma düzeyi çok düşük dediğiniz füzeler sivil hedefleri de vurabilir.

Herald Tribune gazetesinde geçen yayınlanan bir yazıda şöyle deniyor: Esad'ın kazanması Amerika'nın çıkarına değil. Muhaliflerin kazanması da Amerika'nın çıkarına değil. Bu durumda, muhaliflere silahlı destek vermek lazım ama tam kazanmaya yakınlarken desteği çekmek lazım. Aynı şekilde Esad tam onları yok etmeye yakınken de muhaliflere destek vermek lazım, Amerika'nın çıkarı ancak böyle korunur. Böyle bir görüş var, daha çok İsrail ve Yahudi lobilerinin dillendirdiği bir fikir bu. Amerika'nın kaygıları ile Türkiye'nin kaygıları aynı değil bu çatışmada.

Suriye'de Esad biterse, Lübnan'da Şiiler ve Hizbullah biteceklerini düşünüyorlar. İran ise Suriye düşerse, Lübnan da düşer ben de düşerim, diye düşünüyor. Ölüm kalım meselesi olarak görüyorlar bunu. Bu savaşı 10 yıl daha sürdürebilirsiniz. Irak'ta hükümet kuruldu da ne oldu? Son 3 ayda 3000 insan öldü. Benzer bir durumu burada da yaparsınız.

Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan:

Batıyı test etmek için kimyasal silah kullanmak bana çok akıllıca bir yorum gibi gelmedi. Ben başından beri rejim tarafından kullanılmış olması fikrine kuşkulu bakıyorum. Bu rejim tarafından bir yerden geliyor ama yukarıdan aşağıya verilmiş bir emir gibi gelmiyor. Mahir Esad'ın zaten tamamen ayrı çalıştığı söyleniyor. Rejimin kendi içinde de bir çatışma olabilir. Beşar'ı bertaraf etmek isteyenler onu ayakta duramaz hale getirmek için bunu yapmış olabilirler.

Türkiye'nin Suriye'de bir an önce bir şeyler yapılması adına gayretkeş olmasının bir sebebi var. Türkiye ağır bir yük altında. Türkiye o savaşın bir parçası haline gelmiş durumda. Yük yüklenen bir parçası. Zafer ilan etme şansı da yok. Sadece insani destek veriyor.

Kimyasal silahlar büyük güçlerin dünya çapındaki egemenliklerine meşruiyet sağlıyor. Bunun kullanımına göz yumarlarsa, egemen gücün kim olduğuna dair baskın inanç sarsılabilir. Dünyada öyle bir şey de var. Türkiye'de yakalanan El-Kaide'cilerin elinde kimyasal silah bulunmuştu. Devletler neden kimyasal silahlara başvurur, onu düşünmek lazım. Bir, soykırım yapmak için kullanırlar. Saddam'ın Halepçe'de kullandığı gibi. O bölgeyi boşaltmak istiyor. Siviller üzerinde kimyasal silah kullanımı ya soykırım ya da bölgeyi boşaltmak amaçlıdır. Şam'ın çevresinde bunun kullanılmış olması çok absürd bir durum. Rejim kendi içinde kontrolünü yitirmiş durumda. Kendi iç çatışmaları üzerinden gelişen bir süreç var burada. Orduyu da kontrol edemiyor olabilir. Beşar'ı bir an önce bertaraf etmezsek hepimizin üzerine kalacak diye düşünenler olabilir. Esad'ın askeri açıdan daha fazla yayılma alanının olmaması gerekiyor. Gelecek olan askeri müdahalede bunu deklare ediyorlar. Esad'ı değiştirmek değil, askeri kabiliyetini kırmak... Uçuşa yasak bölgenin ilan edilmesinin öncülü.

İmha edilecek olan şey, bu tür füzeleri fırlatma kaabiliyetleri. Aksi halde çevre ülkelerin tamamı tehlike altına girebiliyor. Bu tür savaşlar, askeri-endüstriyel kompleks için yeni ürettikleri şeyleri denemek için fırsat veriyor. Petrol fiyatları çıkıyor. Bunun yarattığı bir ekonomi de var. Buradan beslenecek olanlar da var. Eğer İran'a doğru sıçramazsa bu iş... Şu anda gelinen noktada Rusya'nın çok rahatsız olmasını gerektirecek bir durum yok. Aslında Ruslar da çok tercih etmiyor olabilirler. Ortadoğu'da sürekli insan öldüren bir rejim, Ruslar bunu ayakta tutuyor. Irak müdahalesinden sonra ABD çok ciddi şekilde özgürlükçü imajını kaybetti. Rusya bundan çok yararlanmıştı. Müslüman dünya ile yeni bir ilişki tesis etti, bunun üzerinden. Şu anda Sünnileri kaybetme noktasına gelmiş durumda. Rusya çekildi. İran'a kaldı mesele. Esad'ın İran'a gitmesi söz konusu olabilir.

Belli ki Suriye'de bir eşiğe gelindi. Pazarlıklar tamamlandı... Türkiye'de savaşan taraflardan hangisi kazanırsa kazansın, Türkiye için iyi olmayabilir... Savaşın seyri değişecek, büyük ihtimalle hızlanacak.

Prof. Dr. Talip Küçükcan

Suriye'de rejimin bütün Suriye'yi kontrol edemediğini biliyoruz. Bu saldırının yapıldığı yer Şam'a çok yakın. Demek ki muhalefet Şam'ı kuşatmaya başladı. Son kaleye başladı. Dolayısıyla bu altın vuruş gibi bir şeydi. Muhalefeti başka türlü alt etmesi mümkün olmadı. Rejim kendisinin gidici olduğunu görüyor. Bu müdahale muhalefetinin belini kırmak amacıyla yapıldı.

Gündeme gelen müdahele meselesi Suriye halkını korumak, kollamak ile alakalı bir şey değil. 120.000 insanın ölümünü seyretti bu dünya. Suriye dışına yansıması tehlikesi ile karşı karşıya herkes. 

Şimdiye kadar Esed'in gitmesi için hiçbir şey yapmayan Batı, neden şimdi Esed'in gitmesini istesin?






Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
1 + 3 = 




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi

4.692 ms