Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

Hükümetin dış politikasını başarılı buluyor musunuz?

  • Evet, başarılı.
  • Hayır, başarısız.
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.





07 Eylül 2015
font boyutu küçülsün büyüsün



Bedelini Ödüyorlar


Dağlıca'nın özel bir anlamı var mı?




Bedelini Ödüyorlar

iyibilgi Ankara

Terör örgütü PKK’nın Temmuz ayının ikinci yarısından bu yana hem Kandil hem Türkiye içinde uğradığı ağır kayıpların ardından ‘ses getirecek’ bir eylem arayışında olduğu ama ‘bulamadığı’ biliniyordu. Terör yıllarının başlangıcında ilk eylem biçimine dönüş yaptığı, karakol basmak, uzun süreli çatışmalara cesaret etmek bir yana kırsalda dahi çaplı eylem girişimlerine kalkışamadığı tespit edilmişti. Örgütün eylem biçimi, güvenlik güçlerinin halkla en yakın iletişim içinde bulunduğu, bu yüzden de en savunmasız hallerinde bulunduğu, trafik polislerine, asayiş ihbarlarına gelen veya hastanede bulunan emniyet mensuplarına yönelmişti. Doktor öldürüyorlardı ki o doktorun hem kendisi Kürt’tü hem de hizmet verdiği insanlar hep bölgenin insanlarıydı.

Taktik değişiklik mi çaresizlik mi?

Kimi terör/güvenlik uzmanlarına göre bunlar farklı eylem türleri. İşte bunlardan biri “uzaktan” bomba patlatmak. Yakından ne yapabileceklerini Tunceli’deki son olayda görüldü. 5 metrekarelik alandan bile çıkamadılar. Haliyle örgüt daha az riskli ama çok ses getirebilecek türden eylemleri tercih ediyor daha doğrusu başka tür bir eylem yapma şansı da iyice daralmış bulunuyor.

İşte dün (Pazar akşamı) yaşanan eylem böyle bir saldırı ve aslında hedef olarak seçilen askeri unsurlar da bölgenin temizlenmesi ve kontrolü görevini yürütüyordu. Bölgenin coğrafi şartları zaten biliniyor. Ek olarak olay sırasında ve devam eden zaman diliminde hava şartları da kaçmayı kolaylaştırırken kovalamayı zorlaştırıyordu. Haliyle terör örgütü “bir eylem” gerçekleştirmedi ve iyibilgi bu haberi yayına hazırlarken sonuçları hakkında da kesin/resmi bilgiler açıklanmamıştı. Yani örgütün özellikle bölge halkına korku vermek adına güç gösterisi olabilecek bir algı yaratması mümkün görünmüyor.

90’lara dönmek?!

Son dönemde bölgede alınan güvenlik önlemlerinin, örneğin sokağa çıkma yasağı gibi uygulamaların, 90’lı yılların ortamına dönüleceği kaygısı yarattığı söylemi tekrarlanıyor. Burada kast edilen aslında devletin “beyaz Toros”la özdeşleşmiş geçmiş tavırlarına dönüp dönmeyeceği. Tabii bu da terör örgütünün yaydığı ve temenni ettiği bir durum ama Türkiye’nin güvenlik stratejinin parametreleri artık bu tür basit hatalardan çok uzak ve ileride.

Türkiye, bölgenin tamamında terörün durdurulması, huzurun kurulması ve halkın günlük yaşamına dönmesi noktasında çaplı ve kapsayıcı bir plan oluşturmuş durumda. Ama bu planın en önemli ayağı istikrar ve sonuç alana kadar vazgeçmeme oluşturuyor. Bu yüzden her geçen süre devletin konuya nasıl yaklaştığını herkese tekrarlıyor ve özellikle bölge halkının kötülüğüne yayılan bu söylem ve sahipleri zamanla çürüyor.

Kasım seçimleri…

Kuşkusuz bu uygulamanın önemli bir ayağı, 1 Kasım seçimlerinin bölgede güvenilir ve sağlıklı gerçekleştirilmesi. İç ve dış politik istismara açık bu alanın korunması gerekiyor. Bu yüzden hem 1 Kasım hem de bu tarihe giden süreç önemli. Ancak bu tarin terörle mücadelede bir kritik tarih sadece. Ondan sonra da bölgenin ve insanın terörle arasında devlet yine durmaya devam edecek.

Dış destek…

Dağlıca olayından önce de ve şimdi de, terör örgütüne yönelik dış desteğin bir parçası olarak son dönemde PKK’dan ele geçirilen silahların niteliği ve menşei konusunda ilginç bilgiler gelmeye ve söylenmeye başlanmış bulunuyor. Bunların Almanya ve Avrupa merkezli ülkelerden geliyor olması, Türkiye’nin son dönem yükselen TSK teknolojisine yine direnemeyeceği ama bundan rahatsızlığın ifadesi olduğu dillendiriliyor. Esasen örgütün tarihi boyunca silah edinmede bir sorunu olmadı ama bugün için bu silahları kullanacak ortamları bulamadıkları, bulsalar da bir daha kullanamadıkları (!), dahası kullanacak örgüt üyesi bulmak ve yetiştirmek noktasında da daraldığı biliniyor.

Silah konusu açılmışken bir şehir efsanesini de bitirmek gerekiyor; zırhlı araçların nasıl oluyor da mayınlardan zarar gördüğü sorusu konuyu bilenler tarafından bile tekrarlanıyor. Oysa basit bir yanıtı var; bu patlayıcı miktarı ile ilgili bir mesele! Bu hafif zırhlı araçlar aslında anti-tank mayınlarının patlamasına göre korunmuş durumda. Yani bir tankı durduracak bomba patlasa bile bu hafif araçlar-çünkü aynı zamanda hızlı, çevik olmaları gerekiyor, bu da önemli-dayanabiliyor. Ama patlayıcı miktarı da bu yüzden anormal miktarlarda döşeniyor ve kamufle ediliyor. Bu yüzden çocuk aklı ile sorulmuş soruları terk etmek gerekiyor. 

Şu an Dağlıca'da ne oluyor?

Hem dün akşam Dağlıca'da olanların detayları hem de bu saate kadar (yaklaşık 11:00) bölgede neler yapıldığı elbette merak konusu. Dün gece her türlü operasyonu imkansızlaştıracak kadar zor coğrafi ve hava şartlarına rağmen TSK ve emniyet güçleri operasyon yaptılar ve sabaha göre bir gelişme planı uyguladılar. Buna hava kuvvetleri de destek verdi. Şu an yapılan bölgenin tamamında bir takip, yakalama, yok etme operasyonunun devam ettiği. Ve buna ilişkin bilgiler de kamuoyuna en taze ve gerçek bilgilerle toptan yansıtılmak üzere hazırlanılıyor. Cumhurbaşkanı'nın "bedelini ödeyecekler" sözünün ilk aşaması yerine getirilmeye çalışılıyor.

www.iyibilgi.com

 






Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
1 + 4 = 


Oku Yorum


  • ordan burdan 

    çocuk aklı diyip üst perdeden konuşmak zevkliyse eğer şunu cevaplayın o zaman,, o kadar yüklü bombayı ne ara topladılar? ya da kimler 3 maymunu oynadı?
    cmbbrn / 07 Eylül 2015 16:24




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi

53.769 ms