Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

10 Mart 2008
font boyutu küçülsün büyüsün



Ergenekon'da ŞOK telefon konuşmaları


Şamil Tayyar'ın 'Operasyon-Ergenekon' isimli kitabında yer alan telefon görüşmeleri okuyanları hayrete düşürüyor. İşte, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği yöneticilerinin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinin deşifreleri...




Ergenekon'da ŞOK telefon konuşmaları

İşte bu son derece ilgi çekici görüşmelerin tüm detayları:

- Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği yöneticilerinin kendi aralarında ve bazı şahıslarla yaptıkları görüşmeler, sivil toplum kuruluşlarının birer milis hareketi gibi nasıl örgütlendiğini çok açık şekilde ortaya koyuyor.

Genelkurmay"ın haklarında soruşturma açılmasına izin vermediği kimi subayların, dernek yöneticileriyle ilişki boyutu gözler önüne seriliyor.

Hiçbir yoruma girmeden o telefon görüşmelerinden bir kısmı –deşifre edildiği gibi- aynen yayınlıyorum.
 

(Salih Zeki Balaban, polisteki ifadesinde, görüştüğü kişinin kimliği askerde bölük komutanlığını yapan Albay Cemil Avdan olduğunu söyledi.)

 

“GENELKURMAY"DAKİ TOPLANTI MORALİMİ BOZDU”

 

Salih Zeki Balaban, 14 Haziran 2006 günü saat 21.17"de 05337188514 numaralı telefondan 05327715252 numaralı telefonu arayarak Nazım Kabakçı ile görüştü.

 

NAZIM: Efendim.

ZEKİ: Nazımcığım nasılsın iyi misin?

NAZIM: Sağol iyiyim, teşekkür ederim.

ZEKİ: 110  km. mesafedeyim şu an İstanbul"a

NAZIM: He he

ZEKİ: Genelkurmay"da bir toplantıya girdik bütün moralim bozuldu.

NAZIM: Noldu

ZEKİ: Resmen herifler seçimi alacaklar “… koduğumun”…”leri.

NAZIM: Kim alacak?

ZEKİ: AKP, AKP.

NAZIM: Alacak.

ZEKİ: Alacak öyle görünüyor.

NAZIM: Alsın sonuçta belli olmayacak mı?

ZEKİ: Bir tanede o genç partimi nedir bi tane o telefoncu “…” var ya.

NAZIM: Kim?

ZEKİ: O “…” ile birleşecekmiş ya

NAZIM: Vay adiler vay.

ZEKİ: Adi şerefsizler.

NAZIM: Yani Ak Parti"yi sevmem ama Cem UZAN"ı ondan daha çok sevmem.

ZEKİ: Yani şimdi gelirken bir şere girdim, beş araba başı örtülü karı vardı türbanlı hepsinin ağzına “…”, taktım harp okulu marşını, bi de patinaj yaptım nasıl kaçıyorlar biliyor musun?

NAZIM: (Gülüyor)

ZEKİ: Eşek oğlu eşekler “…” koduğumun “…” tövbe estağfrullah ya.

NAZIM: Valla onlar daha çok “…” biliyor musun?

ZEKİ: Abi iş “…”a sarıyor, anlatılan şeyler hiç güzel şeyler değil. O Pavıl"la yaptığı gizli anlaşması var “…”nin, “…”nun Türkiye"yi herif resmen Sevr Anlaşması olarak satmış, aldım fotokopisini gösteririm sana yarın.

NAZIM: Tamam sen nerdesin Bolu tarafında mısın?

ZEKİ: Hee?

NAZIM: Bolu tarafında mısın?

ZEKİ: Yok İzmit"e yaklaştım ben.

NAZIM: Heee, tamam.

ZEKİ: 110 km kaldı.

NAZIM: Anladım eee?

ZEKİ: Sabah getiriyim de mi?

NAZIM: Doğru sabaha kalsın ya.

ZEKİ: Dosya geldi, hadi işi bağladık, ona sevindik. Genelkurmaya gittik toplantıya “…” olduk bu kadar dört senedir savaşıyoruz bu ağzına “…” “…”leri ile

NAZIM: Darbe kaçınılmaz o zaman ya.

ZEKİ: Vallahi abi ben dedim hiç şey yapmayın. İlk defa ihtilal gerekiyor tamam mı, eğer yüzde 50 seçim olup da yüzdelerini görürlerse bi daha işin içinden çıkamazsın.

NAZIM: Yani

ZEKİ: O nedenden işi bitirmek lazım. Söyledik işte Komutan"a da söyledik, bilmem neye de söyledik, suratıma bakıyor. Bu halktan bir şey bekleme, bu halk koyun sürüsü.

NAZIM: Şimdi doğru. Halk nerde rüzgar eserse o raya kapılıyor, bilinç yok ki halkta.

ZEKİ: Bakalım artık şu 22 T emmuz ya giderler ya da darbe marbe olur. Bu işten kurtuluruz bir daha.

NAZIM: Aynen öyle.

ZEKİ: Başka çözüm yok. Sabah görüşürüz abi oldu mu?

NAZIM: Oldu Zekiciğim.

ZEKİ: Hadi öpüyorum, iyi bak kendine.

NAZIM: İyi akşamlar.

 

Salih Zeki Balaban, 5 Ekim 2006 günü saat 15.06"da Selahattin Saygan"la birlikte 05379527662 numaralı telefondan, 05554894406 numaralı telefonu arayarak Ahmet Cinali ve Ahmet Kuy ile görüştü.

 

ZEKİ: Efendim abi.

AHMET: Zeki ne haber?

ZEKİ: İyilik abi, sağol, teşekkür ediyorum, sizden ne haber?

AHMET: İyi. Bu Mesut  dingili ordan adam götüremiyor mu ki de şeyden, Ağrı"dan, şeyden otobüs paraları bilmem ne muhabbetine giriyor Mersin"den.

ZEKİ: Şimdi komutanım, o, o şekilde de buradan da istiyorlar, kalabalık istiyorlar onu bi şekilde çözeceğim yani.

AHMET: Kalabalık.

ZEKİ: Oraya bin kişiyi bi şekilde atacam otobüsle götürmüycem belki trenle götürcem.

AHMET: Evet o faizci, faizci ne anlatıyo, faizci ne söylüyo, yardımcı olmuyo mu?

ZEKİ: Evet

AHMET: He oluyosa tamam, güzel.

ZEKİ: Yani şimdi şu var, ben şeyden de t akviye alabilirim. Kara Kuvvetleri"nden de takviye alabilirim.

AHMET: He o ayrı yaptırabiliriz.

ZEKİ: Evet

AHMET: He orada bir değişik bi hava yapmak lazım.

ZEKİ: He he, çünkü Mersin yürüyüşünde de dört bin tane asker vardı kimse farkında değildi

AHMET: Evet, evet, ordan aynı şekilde askerleri organize ettirebiliriz, onu askerlere ettirelim.
ZEKİ: Yani.

AHMET: … Sivilleri çektirelim sivilleri çektirelim

ZEKİ: Çünkü, çünkü garnizonda aşağı yukarı 14 bin tane asker var, kolordu karargahı var.

AHMET: He onlara sivili çektirelim yürüyüşe kattıralım.

ZEKİ: Aynen komutanım.

AHMET: He öyle yapacaz, gerisine girme adam taşıma maşıma işiyle uğraşmayız tamam mı

ZEKİ: Doğru

AHMET: Gelirler illa, yürüyüşü yapar dağılırlar

ZEKİ: Evet

AHMET: Aynen öyle yapacaz, aynen öyle yapacaz.

ZEKİ: Aklıma o geldi, çünkü başkanın haberi yok Taner Bey"in

AHMET: Öyle yapacaz biz seninle zaten akşam buluşacaz.

ZEKİ: o Mersin"de 70 bin, 70 bin kişinin nasıl döküldüğünü bilmiyo sokağa.

AHMET: Aynen doğrudur öyle yapacaz.

ZEKİ: Yani öyle olacak o.

AHMET: Aynen doğrudur.

ZEKİ: O Mersin"de de askerler başladı almaya bayrağı sivillere devretti, çektik ondan sonra çocukları.

AHMET: Aynen öyle yapacaz, konu bu başka alternatifi yok.

ZEKİ: Tamam komutanım tam bir …. İnletecez orda.

AHMET: Aynen o Selahattin"le ne yaptın görüştün mü?

ZEKİ: Beraberim şu anda.

AHMET: Çok selam söyle, buuu Ahmet Kuy"un dünürüne verecez o şeyin işini ha, bir tanker işini.

ZEKİ: Günü geliyo

AHMET: He, günü geliyo. Bak şimdi Ahmet yanımda şu anda, ben zaten söyledim, sen şimdi onun bak veriyim bi Dakka hemen şey yap da ne gerekiyosa nerden şartname alacaksa aldırttıralım.

ZEKİ: Ver.

AHMET KUY: Zeki, nassın kardeşim? Allah razo olsun sağol.

ZEKİ: Sağom sen nassın?

AHMET KUY: Allah razı olsun, kulağını çınlattık biraz da onun için reis aradı seni.

ZEKİ: Allah razo olsun, sağolasın.

AHMET KUY: O konuyu artık akşam beni bilgilendirecek.

ZEKİ: Tamam, akşam sen de bu numaradan beni ararsın.

AHMET KUY: Ha

ZEKİ:  Olayı çözeriz

AHMET KUY: Şimdi ben diyeceğim, yarından sonra gidiyorum, İstanbul"dayım şu anda, ne d ersime çalışmak üzere ivedi ne yapacaksak hızlandıralım, hata yapmayalım tamam mı kardeşim?

ZEKİ: … Orda bir iki konu daha var, sana yazdıracam

AHMET KUY: Tamam, ben ne zaman diyosam tamam yani

ZEKİ: Tamam yani

AHMET KUY: Benim telefonum sende var, 24 saat açık benim telefonum da

ZEKİ: O bölgede çünkü yapmak istediğim çok şey var benim, operasyonel olarak da var.

AHMET KUY: Güzel kardeşim, 24 saat cebim açık, 24 saat bu konuda bilgi bekliyorum senden anladın mı canım kardeşim reise veriyorum, bir şey söyleyecekmiş sana akşam ayrıntıları senden bekliyorum Allah"a emanet kolay gelsin.

ZEKİ: Sağol sen de, komutanımı ver.

AHMET KUY: Allah razı olsun

ZEKİ: Alo

AHMET: Alo

ZEKİ: Efemdim komutanım.

AHMET: Ver Selahattin Bey"i de bi merhaba diyeyim.

ZEKİ: Tabi veriyorum ben

SELAHATTİN: Alo

AHMET: Kardeşim ne haber, nasılsın.

SELAHATTİN: Sağol teşekkür ederim, sen nasılsın

AHMET: Napalım uğraşıyoruz işte.  Diyarbakır"da bir tantana çıkartacaz, biliyorsun sen işi, Zeki sana haber vermiştir, şöyle bi şey yapalım, ses gelsin.

SELAHATTİN: Hadi kolay gelsin

AHMET: Güzel bi şekilde ee yalnız bu Hilmilerle görüşmeye gidecez şeye, Malatya"ya

SELAHATTİN: Evet

AHMET: Bu bakırlan ilgili

SELAHATTİN: Evet

AHMET: Tamam mı, senden hızlı şekilde cevap b ekliyorum ben, tamam mı

SELAHATTİN: Tamam tamam, onu demin ben

AHMET: Her şey on n umara yürüyo şu anda, full full

SELAHATTİN: Güzel güzel, yarın bilgi veririm ben sana

AHMET: Tamam tamam

SELAHATTİN: Allaha emanet olun

AHMET: Öpüyorum gözlerinden, Allah"a emanet ol, sağolasın.

 

Salih Zeki Balaban, 16 Ekim 2006 günü saat 10.13"de 05379527662 numaralı telefondan 05335273120 numaralı t elefonu arayarak Tekin isimli şahısla görüştü.

 

TEKİN: Tamam abi

ZEKİ: Şeylerini karşılıyor, bana şeyini göndermen lazım, vergi levhanı numarasını

TEKİN: Evet

ZEKİ: Ticaret sicil numaranı, iş yerinin posta adresini, telefon numaralarını

TEKİN: He he onu bugün mü sana göndermem lazım

ZEKİ: Bugün gönder havaleyi de yap, eee ben sana ileteyim onu

TEKİN: Çünkü bu sıkıntı yetiştiremeyebilirim onu, sözünü sana vermiyim, ama yarın ben sana göndersem

ZEKİ: Tamam o zaman akşam telleşelim senlen konuşalım

TEKİN: Tamam ben senden o zaman telefon bekliyorum

ZEKİ: Geçmiş olsun babana da

TEKİN: Teşekkür ediyorum sağol

ZEKİ: Bu iki işi sana bağlıyorum kabul mü?

TEKİN: Tamam abi, tamam

 

Salih Zeki Balaban, 15 Mayıs 2007 günü saat 19.45"de 05064371235 numaralı t elefonla, numarası tespit edilemeyen telefon hattından “X” erkek şahısla görüştü.

 

ZEKİ: Bizim yaptığımız da o zaten, bizde kalkıp şey değil, bizim ilk tabi şeyimiz Toroslar"da başladı. Toroslar"daki köylülerle başladı, Anadolu"nun çocukları ile başladı, Kırıkkale, Yozgat, o bölgeler, Çankırı, yani çok şey yaptık çok.

X: Biliyorum Zekicim ya, eksik olma

ZEKİ: Şu anda 3.800 kişiye yaklaştık, yani üç milyon s ekiz yüz bin üyeye ulaştık.

X: Ya biliyom, tahmin ediyom

ZEKİ: Şey olmazsa eğer, bu namussuzlar birleşmezse UKC"yi kuruyoruz. Ulusol Kurtuluş Cephesi, yirmi tane birim birleşip seçime girecez öyle.

X: İnşallah ya kurun değişik bir şey, ee bi insan olsun ya, bak şeyi  değerlendirmek lazım, Hikmet ÇETİN"i

ZEKİ: Yani

X: Hikmet ÇETİN ayrı bir şekilde, sol birleşmiyor hala artistlik peşinde Baykal.

ZEKİ: Baykal artistlik yapıyor evet, Hikmet ÇETİN bizle görüşüyor devamlı artı Tuncay ÖZKAN bizle, Hulki CEVİZOĞLU bizle, ee şeylerle görüştük.

X: Onları birleştirmeniz lazım

ZEKİ: Efendim

X: Onları b irleştirmeniz lazım

ZEKİ: Birleştiriyorum zaten

X: Yani tahmin ediyorum da

ZEKİ: Göğsümü gere gere birleştirebiliyorum d iyebiliyorum yani

X: Zaman az kalıyor yani, o arada malı götüre bilir

ZEKİ: Tabi bak vakitsiz öten horozu kesebilirler, biz de kesilmemek için haziran başına bıraktık o işi ama yapılanmayı cephelenmeyi oluşturduk.

X: Tabi mutlaka

ZEKİ: Savaş bu artık, şey değiy, yani artık resmen savaş

X: Tabi canım savaş olması lazım yoksa ukelalıkla olmaz iş lafta olacak iş değil bunlar.

 

DÖRT GÖREVLİ AYARLADIM ANLADIN MI?

 

Salih Zeki Balaban, 18 Haziran 2007 günü saat 22.07"de 05337188514 numaralı  telefondan 05338432810"dan Mustafa isimli şahısla görüştü:

ZEKİ: Efendim Mustafa Bey

MUSTAFA: Zeki merhaba, nasılsın gardaşım?

ZEKİ: İyiyim gardaş sağ ol, sen nasılsın, Ankara nasıl

MUSTAFA: İyiyim valla uğraşıyoruz, bir şey yok şeyi yaptın bi etüt edebildin mi

ZEKİ: Etütü yaptım emir verdittiriyom çıkıyor tamam ile

MUSTAFA: Öyle mi

ZEKİ: Evet

MUSTAFA: Tamam

ZEKİ: Tamam mı

MUSTAFA: Tamam

ZEKİ: Aynen çıkıyor orası o dört nade de yer çıkıyor, onla ilgili görevli ayarladım, anladın mı sen Maltepe Zırhlı Tugayı

MUSTAFA: Zaten hepsini vereceklermiş aynı adama öyle duyum aldım

ZEKİ: Aynı adama verilmiyor hepsi, aynı adama verilmiyor, biz k ime dersek ona veriliyor o sen Mahtepe"yi istedin ben sana Mahtepe"yi veriyorum.

MUSTAFA: Tamam

ZEKİ: Tamam mı gardaş

MUSTAFA: Tamam, ne zaman gelelim

ZEKİ: Çarşamba dedim ben sana, Çarşamba günü akşam netleşecek olay.

MUSTAFA: Tamam tamam

ZEKİ: Gelirken bütün şirket evraklarını ne var ne yoksa getireceksin, biz onlara ortaklık belgesi imzalayacaz.

MUSTAFA: Tamam

ZEKİ: Tamam mı kardeş

MUSTAFA: Tamam

ZEKİ: Hadi Allah"a emanet ol

MUSTAFA: Hadi sağol sağol

 

İLHAMİ DEMİRTAŞ"IN GÖRÜŞMELERİ

 

İlhami Demirtaş, 14 Haziran 2007 günü saat 11.48"de 05392502525 numaralı telefondan teknik takibi yapılan Halit Güngör Bozdağ isimli şahsın 05363626826 numaralı telefonuyla görüştü.

 

BİR NUMARA İLE KONUŞMAYA GİDİYORUM

 

HALİT: Sen ne iş yaparsın

İLHAMİ: Abi seni

HALİT: He

İLHAMİ: Özledim

HALİT: Biliyom zatenbeni özemiyon len parayı özlüyen sen oğlum

İLHAMİ: Yok valla seni özlüyom şey bu Foçayla ilgili randevu yapacaktık ya

HALİT: He

İLHAMİ: Ee ben yarın gelecem yarın bi randevü ayarlıyalım mı abi sana

HALİT : Yarın gelme benim işim var

İLHAMİ: Öyle mi

HALİT: Hani BİR NUMARA ile buluşmaya gidiyorum anladın

İLHAMİ: He

HALİT: Telefonda şey etme şeye

 

KİM BU 1 NUMARA?

 

Polis İlhami D"ye, bu telefon görüşmesine gönderme yaparak, “Halit bir numara ile buluşmaya gideceğini söylüyor. Bir numara olarak adlandırdığı kim?” diye sordu. Ama cevap vermedi: “Halit"in bana bahsetitği ve “bir numara” olarak nitelendirdiği şahsın kim olduğunu ben bilmiyorum. Bir numaranın kim olduğunu hiç sormadım.”

 






Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
1 + 2 = 


Oku Yorum


  • Aman dikkat 

    ABD kuklasi Boluculerin,seriatcilarin oyunlarina gelmeyelim.Bu Ordu'yu yipratmak icin yapiliyor.Ordu'ya Yargıya ve Atatürk'e sahip cıkalım eger onlarıda kaybedersek emperyalist ABD ve AB nin istedigi olur ve ortadoguya hakim olmak icin bizi parcalarlar.Aman dikkat, oyunlara ve ABD mandacısı besleme basına dikkat...
    ufuk / 26 Mart 2008 12:17
  • ergenekon buysa... 

    korkmamıza gerek yok. akıl seviyeleri öğretilen bilgiler hariç ilk öğretim çağında... ancak korkmamız gereken durum, bu adamların ülkede kilit noktada olmaları ve psikolojik harbi iyi yönetmeleri, bunun için akıllı olmalarına gerek yok biraz zeka ve birilerinin sözünü dinleme yeterli. ellerindeki gücü fiili olrak kullanmak isterlerse ülke bir süre karışır, ancak onlarında sonu gelir. tek kurşunluk canları var. daha büyük sorun bu zihniyetin toplumda yankı bulması, şiddetin giderek meşruiyet kazanması ve hatta mecburiyet olarak algılanması. bu harbi yürütenler ve onların destekçileri bunu algılamaktan uzakta tanrıcılık oynayıp önemli adam triplerinde devam ederler ve bu ülkede tanrı olmadıklarını anlamazlarsa önümüzdeki günler daha ciddi sorunlara gebe. kimbilir belkide rehabitasyon merkezleri açmak gerekli. si tanrı değilsiniz, siz tanrı değilsiniz, siz tanrı değilsiniz, dahası sizler adam değilsiniz. bunu ezberletmek ve zikir çeker gibi her gün yüzlerce kez söyletmek lazım ergenekonculara, olaki son bir umut anlarlar bunu...
    boran / 10 Mart 2008 16:00
  • ss tutuklamaları 

    e nolmuş yani , bu ülke özgür bir ülke değil mi herkes istediği gibi düşünür ve konuşur , ortada en ufak eylem yok sadece sözler üzerinde oynanan simitçi operasyonu...
    sevinç / 10 Mart 2008 15:18




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi

8.89 ms