En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

27 Mayıs: Geç kalmış bir hesaplaşma



Geniş bir yelpaze içine yerleşen siyasî görüşlerin toplumun farklı kesimlerinde taraftar bulması son derece doğal. Demokrasi, bu farklı siyasî görüşlerin teşkilatlanarak rekabete girmesine fırsat tanıyor.
Bizim karşılaştığımız sorun, bu rekabetin medenî ölçülerin dışında silahlı müdahaleye konu olması. Elbette üzerine üniforma giydirdiğiniz, ülkeyi korumak için silah verdiğiniz güvenlik mensuplarının da siyasî görüşleri ve inançları olacak. Sorun da burada ortaya çıkıyor: Silahlı koruma görevi verdikleriniz siyasî inançlarını ellerindeki silahları kullanarak savunmaya kalktıkları zaman ne olacak?

Dört askerî müdahalenin bize gösterdiği üzere, sorun çözme yeteneği olmayan, hatta yönetilemeyen, geri, kaba ve ilkel bir ülke olmaya mahkûm olacaksınız. Eğer sınırlayıcı kurallar ve sağlam bir denetim kuramaz iseniz, silahlı güç, siyasî görüşlerini ellerindeki silahı da kullanarak savunmaya girişir. Türkiye'deki askerî müdahalelerin tamamı, ordu içindeki çeteleşmeler aslında silahın siyaset için seferber edilmesinden ibarettir.

Bir grup genç subayın kendi aralarında bir cunta kurarak, kendilerine yurdu savunmak için verilmiş silahları ve emirlerindeki askerleri kullanarak bundan tam 47 yıl önce devlete el koymaları, tam olarak bir silahlı gasp olayı idi. Cuntayı, eşkıya çetesinden farklı kılan, kendilerine verilmiş devlet imkanlarını kullanmalarından ve sonuçta iktidarı ele geçirmelerinden kaynaklanır. 27 Mayısçıları idam edilen 21 Mayısçılardan farklı kılan tek şey, yaptıkları işin netice alıp almamasından ibarettir. 27 Mayıs 1960'ta tarihimizin en talihsiz faciası yaşandı. Yüzyılların birikimi olan devlet geleneğimiz bıçakla kesildi ve yeni yetme bir devlet haline geldik. Devlet ile halk arasındaki güven ortadan kalktı. 1960'lı ve 70'li yılların kardeş kavgasının cepheleri kuruldu. Türkiye bugün sahip olduğu her şeyi 27 Mayıs ve arkasından gelen askerî müdahalelerin yıkıcı atmosferine rağmen başarmıştır.

Eğer ben marjinal ideolojilere iman etmiş bir fanatik isem, şiddet yöntemlerine başvurmadığım sürece fikirlerim birer fantezi olarak kalacaktır. Peki bu marjinal fikirler yurdu savunma görevi için ellerinde silah bulunduran kişilerin iman ettikleri fikirler olursa? O zaman ülkenin düzeni, hatta güvenliği için ciddi bir tehdit ve tehlike mevcut demektir. Bu söylediklerim bir faraziye değil. Ulusalcılık adı verilen, Mussolini faşizmi ile 3. Dünya solculuğunun bir sentezi olan marjinal fikir, bugün daha ziyade üniforma sahipleri tarafından savunuluyor. Otokratik ve hiyerarşik fikirler, emir-komuta içinde hayatlarını sürdürenlere her zaman sıcak gelmiştir. Çeteleşmenin altında da bu fikirler bulunuyor. Karşı karşıya olduğumuz en dehşet verici şey, sadece silahlı gücün değil silahlı güçten destek alan bu marjinal faşizan fikirlerin siyaset üzerindeki vesayet iddiasıdır.

Bu manzara ne siyasî kültürümüzün, ne de askerî kurumların toplum üzerindeki itibarının eseridir. Ordunun "anayasal düzeni koruma ve kollama" görevinin de bu vesayet iddiası ile alâkası yoktur. Rejim tartışmaları, laiklik gerginlikleri bu marjinalliğe sadece destek sağlamak için kullanılmaktadır. Bu yasadışı durumun demokratik sistemlerin araçları kullanılarak ortadan kaldırılması elzemdir. Devlet içindeki bütün kurumların demokratik denetim altına alınması ve silahlı güç ile siyasî alan arasında aşılmaz duvarlar oluşturulması gerekmektedir. Aksi takdirde ülkeyi korumakla görevli silahlı güç, kontrolsüz ve hedefsiz bir serseri mayın gibi ülke menfaatlerine vereceği bilinçsiz zararların müsebbibi olacaktır.

27 Mayıs Darbesi, 47 yıldır bir millet olarak ödediğimiz ağır bedellerin müsebbibidir. Türkiye bugün çok farklı bir yerde olabilirdi. Kardeş kavgasında kaybettiklerimiz de dahil yaşadığımız fenalıkların müsebbibi 27 Mayıs cuntasıdır. Geçmiş ders almak içindir. Yeni kayıpları önlemek istiyorsanız, elinde silah bulunanların siyasî görüşlerinin değerini, elinde silah bulunmayanlarınki ile eşit hale getireceksiniz. Allah göstermesin, bir de seçim sonuçlarını etkilemek için psikolojik harekat planları üzerinde çalışan bir orduya sahip olduğunuzu düşünün. İşte o zaman Balkan Savaşları arefesinden daha kötü bir durumdasınız demektir. 27 Mayıs rezaletinden ders çıkartanlar arasında, giydiği üniformanın amacı ve anlamı üzerinde düşünenler de olmalıdır.



Bu yazı 994 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,717 µs