En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Şehit kanıyla siyaset



Ateş sadece düştüğü yeri değil, hepimizin yüreğini yakıyor. Çünkü genç yaşında, gök ekin gibi toprağa düşenler bu vatan için, bizim için kendilerini feda ediyor. Al-beyaz bayrağa sarılı tabutların içinde yatanlar hepimizin evladı, hepimizin kardeşi, hepimizin arkadaşı. Bu topraklara özgü, bize özgü yüzyılların geleneği sürüyor.

"Ölürsem şehit, kalırsam gazi" diyerek askere giden gencecik fidanları şehadet rütbesi ile kara toprağa verirken, yakından bildiğimiz-tanıdığımız; ama bir türlü kanıksayamadığımız bir acıyı hücrelerimizde hissediyoruz. Tek tek hepimiz evladımızı, tek tek hepimiz kardeşimizi kaybediyoruz. Ateş hepimizin yüreğini dağlıyor, öfke hepimizin bedenini sarıyor.

Ya şehit kanı üzerinden demagoji yapanlar. Şehidin kanını alıp sağa sola kara çalmak için kullananlar. Şehit kanından siyasî sonuçlar devşirmeye çalışanlar. Şehadet mertebesinin kudsiyetine tevdi ettiğimiz o mübarek naaşları, süfli ve bayağı iktidar hesaplarına alet etmeye yeltenenler. İşte bu saygısızlığa, bu densizliğe nasıl dayanacağız? Demagoji, insanların duyguları ile oynayarak gerçekleri tahrif etmektir. Acı gibi, öfke gibi yoğun duygu yükü altında kaldığınız zaman, birileri duygularınızla oynayarak kendi çıkarları istikametinde sizi etkilemeye çalışır. Duygu seli içinde sürüklenirken demagoji kendi berbat mantığına bir giriş kapısı arar. Gerçekler farklı bir kisveye bürünerek o kapıdan içeri girmeye başlar. Duygularımız ve gerçekler birbirine taban tabana zıt yerlerde durmaya başlar. Demagoji, tıpkı şehit cenazeleri için yapıldığı gibi gerçekleri duygusal araçlarla tahrif ederek halkı etkilemeye çalışmaktır. Emin Çölaşan'ın şehit kanları üzerinden yapmaya çalıştığı demagoji gibi.

Şehit kanı üzerinden siyaset, şehit kanı üzerinden muhalefet, şehit kanı üzerinden oy hesabı "kelle" edebiyatı ile sürdürülüyor. "Bir ülke kendi güvenliğini dış güçlere teslim ederse, olacağı budur." diyor "Yedi Kelle Daha" başlıklı yazısında, şehit cenazelerinden bahsederken. "Kim güvenliği dış güçlere teslim etmiş?" diye soracağınız soruların, kahvehane üslubundaki bu ucuz demagojiler karşısında anlamı yok. Bir şey var ki dayanılmaz: Şehitlere saygısızlık.

Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyup söyleyin. Şehit cenazesi kimin yüreğini yakar? Çölaşan'ın mı? Onun kara çalmaya çalıştıklarının mı? Neden hiç şehit cenazesine gittiğini ve ağladığını gören olmamıştır? Neden şehit kanı üzerinden sömürü yapanlar, aynı zamanda bu milletin kutsallarının da düşmanıdır. Her kutsala saygısızca bakanlar neden sadece o kutsalların en kutsalı olan şehadeti istismar etmeye kalkarlar? Kim bir babanın acısını anlayabilir? Kim evlat acısını yüreğinde hissedebilir? Kim? Çölaşan mı?

Şehit cenazelerinde, camilerin avlularını miting alanına çevirenler, milletin vakarını temsil edebilir mi? "Yedi Kelle Daha" ibaresini başlığa çekmek, birilerini eleştirmekten önce şehitlere saygısızlık değil mi? "Kelle" lafı Çölaşan'ın kullandığı kadar yersiz ve densizce kullanılabilir mi? Derinlerde bir yerlerde birilerinin şehit kanları üzerinden hesaplar yaptığı, başkalarının da gelen şehit cenazeleri üzerinden psikolojik muharebeye giriştiği, Çölaşan gibilerin de kalemini kana batırarak istismara çalıştığı ortada değil mi? Bunun adı kutsallar içinde en kutsal olana karşı saygısızlıktır. Ekmeğini şehit kanına banmaktır. "Tunceli'de karakol baskınında yedi şehit daha verdik. İktidar nerede? Hükümet nerede? Nerede oldukları belli. Seçim hesaplarında!" diyen Çölaşan'ın tek derdinin "seçim hesabı" olduğu meydanda değil mi? Şehadet ile siyaseti bir araya getirenler, şehitler üzerinden siyaseti tanzime, şehitler üzerinden oy hesabına yeltenenler, şehitlerin sayısının da artmasına sebep olurlar. Çünkü terörün amacına, yani propagandasına hizmet ederler. Bu millet ise ucuz demagojilere esir olmaz. Bu demagojiler üzerine siyaset inşa edenlerin, her şehit cenazesinde ellerini ovuşturanların hesabı tutmaz.. Unutmayalım, siyasetin, şehadetin yanına yaklaştığı her vesile, her fırsat kanla beslenen fırsatçıların yüzlerinin göründüğü yerlerdir.

zaman



Bu yazı 986 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,126 µs