En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Sarıgül'ün yığınağı



Görünürde Baykal'ı CHP'den, CHP'yi de Baykal'dan kurtarmaya aday, ortada sadece Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül var. Sarıgül'ün yığınağı üçlü bir sacayağı üzerine oturuyor. Birincisi, liderliğini iddialı bir iktidar projesine dayandırmak. CHP'de güçlü bir ideolojik ve örgütsel dönüşüm gerekiyor.
Deprem niteliğindeki bu dönüşüm ancak inandırıcı bir iktidar hedefi ile dengelenebilir. İkincisi, CHP'yi "rejim tartışmalarından beslenen" bir parti olmaktan uzaklaştırmak. Bu alan da çok kritik bir alan. CHP, "Cumhuriyet'i kuran parti" vasfını sürdürmeyi, diğer partilere karşı kaybedilmemesi gereken bir avantaj olarak gördü. Ancak CHP'nin solidarist ve üçüncü dünyacı geçmişi üzerine çağdaş sosyal demokrat bir partiyi inşa etmek bir hayli zor. Öbür yandan CHP'nin Atatürk'ün manevi mirası ve laik Cumhuriyet üzerinde ilan ettiği tekel, bu konularda hassas olanları bile rahatsız ediyor. Çünkü, cumhuriyet rejimini CHP'nin "tapulu mülkü", geri kalanları da düşman ilan etmek doğrudan Cumhuriyet'e zarar veriyor. CHP'nin kıskanç tekelciliği herkese bıkkınlık veren bir siyasî zaafa dönüşmüş durumda. Baykal'ın seçim sandığına CHP adına Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i sığdırmaya çalışması artık bıkkınlığın da ötesine geçmişti. Sarıgül, bu tekeli doğrudan ve açıktan reddediyor; kutsalları siyasete alet etmeyeceğini ilan ediyor. CHP cılız gövdesini hareketsiz hale getiren bu ağır zırhları çıkarttığı zaman gerçek bir kitle partisi esnekliğini yakalama şansına kavuşacak. Sarıgül'ün kurduğu sacayağının üçüncüsü ise CHP'ye sol bir içerik kazandırma amacı taşıyor. Sarıgül bu sol içeriği ideolojiler dünyasının tartışmalı kavramlarından ve kuramlarından değil, reel politikanın dinamiklerinden devşiriyor. Entelektüellerin kendisine karşı olduğunu; çünkü kendisinin halktan biri olduğunu vurgularken yaptığı aslında sosyal demokrasiyi savunmak. CHP, 22 Temmuz sonrası seçmen tabanının da gösterdiği üzere bir "zenginler partisi"ne dönüşmüş durumda. Sarıgül, siyasal demokrasinin basit kuralını hatırlatıyor: Zenginin de fakirin de oyu eşittir. Buradan sosyal demokrasinin oy tabanının gelişeceği varsayıma uzanıyor: Yoksullar her zaman sayıca çoktur. Bu tercihten CHP'yi gerçekten sol bir parti haline getirecek açılımlar çıkabilir.

Sarıgül'ün ufkunda önemli bir eksiklik var. Sol-sosyal demokrat partiler muhafazakâr partilere göre evrensel değerlerle uzlaşmaya daha yakın dururlar. Evrensel değerler ile yerel kimlikler arasında geliştirilen sentezler solun o ülkeye has rengini verir. Baykal'ın başında bulunduğu CHP'nin "sol parti" iddiasının yerle bir olduğu alan, Türkiye'nin yakıcı "Kürt sorunu" idi. Bugün MHP'nin etnik sorun karşısında CHP'den daha ılımlı ve uzlaşmacı olduğu kanaati herkes tarafından paylaşılıyor. CHP'nin "siyasî devletçilik" takıntısından bünyesine aktardığı farklılıklara tahammülsüz ve düşmanca yaklaşımı, onu "sol kimlik" ile doku uyuşmazlığı içine sokmuştu. Halbuki CHP'nin "çokkültürcülük" ve "müzakereci demokrasi" gibi, grup dinamikleri üzerinde işleyen açılımları savunması lâzım. Etnik farklılıkları bir düşmanlık konusu olmaktan çıkartıp bir zenginlik olarak görmediğiniz sürece sol bir parti olamazsınız.

Belki içeriğe dair bu esasların dışında üslûp ve yönteme dair de yeniliklere ihtiyaç var. Siyaset bir iddia işi. Siyasetçinin söylediği şey kadar nasıl söylediği de önemli. Baykal siyasî rakiplerine karşı dedikodu üslubunda ve tadında polemikler üretiyor. Sözün etkisini azaltan "ama"lı, "fakat"lı cümlelerle mesaj vermeye çalışıyor. Cesur olması gereken yerde pusuya yatıp gelişmelerin olgunlaşmasını bekliyor. Cumhuriyet mitinglerine ne kadar geç sahip çıktığını hatırlamak yeterli. "Anadolu solu", "yeni sol" gibi "yeni" projeleri eskitip çöpe attı. Cesaret ve sebat olmadan siyasette sonuç alınmıyor. CHP'nin sol-sosyal demokrat bir partiye dönüşmesi sadece CHP'lilerin veya sol siyasal kimliği benimseyenlerin değil, bütün Türkiye'nin meselesi. Demokrasimiz "sol muhalefet" olmadan tek ayak üzerinde sürekli düşe kalka ve zaman kaybederek mesafe alabilir. Çare, yelpazenin solunu adamakıllı doldurmak.

 zaman



Bu yazı 1,029 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,629 µs