En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Sorunların dili



Sorunların tanımı veya çözümü biraz da baktığınız yere bağlı. DTP'nin Meclis'teki mevcudiyeti "Kürt sorunu"nun ateşinin düşürülmesi için önemli bir fırsat.
Veya tersine, PKK'nın siyasallaşmasının, siyasal alanda meşruiyet kazanmasının basit bir vasıtası. Böylece "bölücü örgüt" DTP üzerinden, asıl hedeflerine daha kolay ulaşacak. Bu kanaatin de toplumda ve siyasette yaygın olarak paylaşıldığı ortada. Ve DTP, bıyık ve sakal arasında, tam da bu noktada köşeye sıkışıyor. "PKK'yı terör örgütü olarak ilan etmesi" talebi karşısında bocalıyor.

23. Dönem Meclisi'nin en özgün tarafı DTP'nin Meclis'te grubuyla temsil edilmesi. Seçim sonuçları, DTP'nin Kürtlerin yegane temsilcisi olmadığını gösteriyor. Ama yine de yaklaşık üçte bir oranında mutlaka dikkate alınması gereken bir temsil niteliği olduğu görülüyor. DTP'nin "terör örgütü" ve "legal temsil" arasında sıkışması bu Meclis'in geleceği hakkında da önemli ipuçları barındırıyor. Çünkü, devlet içindeki iktidar mücadelesinin ve partiler arasındaki rekabetin en kullanışlı araçlarından birinin DTP olacağı, henüz başlangıç aşamasındaki tecrübelere bile yeteri kadar yansımış durumda. Mevzi kaybeden devlet içindeki bürokratik iktidar, kaybettiklerini kazanmak için yer yer ilan edeceği mevzî savaşlarını, DTP'nin sunacağı vesilelerle yürütecek. İktidar ve muhalefet arasındaki rekabette DTP, üzerinden mesaj verilecek bir dolgu malzemesi olarak kullanılacak. DTP'yi fırsat haline dönüştürmek için aşılması gereken bir hayli engel var. Hem DTP'lilerin hem de DTP'yi kestirme yoldan "günah keçisi" ilan edenlerin aşması gereken...

Bu engellerin başında sorgusuz sualsiz ezberlerden oluşan iki ayrı dil duruyor. "Kürt sorunu" ekseninde oluşan bu iki ayrı dil, bırakın sorunu çözmeyi, soruna yaklaşmak için kurulması gereken iletişimi bile engelliyor. Meselâ PKK'ya "terörist" deniyor. Buna karşılık DTP'liler "gerilla" kelimesini tercih ediyor. "Terör" kelimesi hakaret, "gerilla" kelimesi olumlama anlamında kullanılıyor. Kelimelerin anlamlarına girdiğiniz zaman iki kelime de aynı yere çıkıyor. Bir kere "terör" kelimesi çok özel bir anlama sahip, Fransız İhtilali'nin evrensel dile aktardığı kelimelerden biri. "Terör" siyasî amaçlar için şiddet yöntemlerini kullanmak, kısaca "siyasal şiddet" demek. "Gerilla savaşı" veya "gayri nizamî savaş" da düzenli ordular için meşrû kabul edilen yöntemlere bağlı kalmadan yürütülen, ama siyasal sonuçlar beklenen savaşı ifade ediyor. Kurtuluş Savaşı'nda Kuvva-yı Milliye birlikleri kendilerine "çete", bu dönemde yürütülen savaşa da "Çete Harbi" deniyordu.

Biri "Pe Ke Ke" dediği zaman onun hemen "Pe Ka Ka"lı olduğuna hükmetmemiz de, aslında dil tarafından çarpıtılan kimlik atıflarından biri. Çoğu kimsenin dikkatinden kaçan bir ayrıntı; PKK, içinde "parti" kelimesinin yer aldığı Kürtçe bir ismin kısaltılması: "Kürdistan İşçi Partisi". Yani PKK eski Stalinist formlarda kurulmuş ve bu form içinde kendisini siyasî bir örgüt olarak tasarlamış, şiddet yöntemlerini benimsemiş illegal bir parti. DTP'nin PKK karşısındaki konumunu bu çerçevede değerlendirmek gerekir. İkisinin içinde de "parti" kelimesi geçiyor. Biri Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Siyasî Partiler Kanunu'na göre varlığını sürdürüyor; diğeri çok özel bir Marksist-Leninist jargonu, Stalinist taktikleri ve modeli kullanan şiddet yöntemlerini benimseyen bir "terör örgütü", "gerilla grubu" veya "çete" özellikleri taşıyor.

Bu sınırlayıcı ve köreltici dili aştığımız zaman önümüzde farklılıkları, dolayısıyla alternatifleri barındıran bir yelpazenin durduğunu görebilmeliyiz. Pe Ka Ka veya Pe Ke Ke, şiddet yöntemlerini benimseyen bir siyasal örgüt olmanın ötesinde, son 23 yıl içinde geliştirdiği ilişkiler yüzünden aynı zamanda bir çıkar örgütü olma vasfını da barındıran geniş bir koalisyon. Bu örgüt, sahip olanların bırakmak istemediği bir güç ve iktidar alanı yaratıyor. İllegalite, bu gücü sahipleri için daha da vazgeçilmez hale getiriyor. Bu yüzden şiddet yöntemlerini, çıkar ilişkilerinin devamı için zaruri addeden PKK'lı patronlar var. Tıpkı kitlesel şiddeti, devlet içinde sahip oldukları gücün ve imkânların aracı olarak gören devlet içindeki çeteler gibi. Diyarbakır Belediye Başkanı'nın son polemikte kullandığı ve içinde bol bol "savaş" deyimlerinin geçtiği dil de, sorunların dili hakkında fikir veriyor. Sorunları çözmek için önce içinde ezberlediğimiz her şeyi barındıran sorunların dilini çözmemiz gerekiyor.

zaman



Bu yazı 993 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,631 µs