En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

'Laikliğe küresel saldırı'



Barroso'nun ziyareti üzerine, Cumhuriyet gazetesinin önceki gün attığı başlık: "Laikliğe küresel saldırı yoğunlaştı" Gazete, "Son dönemde Ankara-Washington, Brüksel ekseninde yapılan açıklamalar, Türkiye'deki laik yapıya yönelik olarak yoğun bir küresel saldırının gerçekleştirilmekte olduğunu ortaya koyuyor." iddiasını ileri sürüyor.
İran gibi, Suudi Arabistan gibi İslâm ülkelerinden değil, doğrudan Batı'dan, ABD ve AB'den Türkiye'nin laik düzenine yönelik bir saldırı. Saldırı laik düzene yönelik olduğuna göre, ABD ve AB Türkiye'de dinî esaslara dayalı bir devlet düzeni peşinde olmalı. Peki ama neden? ABD ve AB aklını peynir ekmekle mi yedi ki, Türkiye'de böyle bir şeyin peşinde olsun.

Akıl ve mantık sınırlarının dışında, siyasî rekabetin dışında belki sadece psikoloji ilminin yardımıyla açıklanabilecek bir paranoya hali. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü AB'ye karşı korumanın, kendi içinde mantık kırıntıları var. Ama laik düzeni, AB'nin tasallutundan korumak için ne yapmak lâzım? Laik düzeni AB'ye karşı kanımızın son damlasına kadar savunmak, çarelerden biri olabilir. Belki bize daha çok yakışanı, daha önce Viyana kapılarına kadar ilerlemiş necip milletimizin Avrupa Birliği'nin bütün kurumlarına yönelik genel bir laikleştirme seferberliği ilan etmesi.

Ortada akla zarar bir saçmalık var. Maalesef kalkıp da "biraz mantıklı olalım" ikâzı yerine, bu saçmalığı sırtımızda ağır bir yük halinde taşımak zorundayız. Aslında "küresel saldırı" iddiası, saldırıya uğrayan şeyin laiklikten başka bir şey olduğunu da gösteriyor. Cumhuriyet gazetesindeki manşetlik haberin devamı da, durumu açıklıyor. Türkiye'de mevcut iktidar yüzünden bir "dine kayma" hızla devam ediyor ve "Ortaya çıkan tablo, Türkiye'nin Cumhuriyet devrimleri ile elde ettiği kazanımların küresel güçler tarafından aşındırılmak istendiğini de gösteriyor." Şayet varsa -o da tartışmalı- "dine kayma"yı laikliğe aykırı bir durum olarak açıklarken, bu durumun laiklikle ilgisini kuracak bir mantığı kurabilmek ve küresel tehdidi bu muhakemeye dayandırmak gerekmez mi?

Türkiye'nin yaşadığı bir "laiklik krizi" değil. Türkiye bir kriz yaşıyor ve krizi çıkartanlar, alışkanlıkları yüzünden bu krizi "laiklik"le formüle ediyor. Türkiye bu krizden güçlenerek, kurumlarını ve prensiplerini yenileyerek ve canlandırarak çıkacak. Belki en önemlisi, laiklik prensibi artık aklın taşıyamadığı bu yüklerden ve saçmalıklardan kurtularak, hüküm sürdüğü alanda itibarlı ve sağlam yerine taşınacak. Barroso'nun söylediği hepimizin bilmesi gereken basit bir söze verilen tepki, bu çözülmenin de işareti. Laikliğin dinler karşısında bir din olduğuna inananlar, Barroso'nun "laikliğin din karşıtlığı olmadığı" sözünden "küresel saldırı" sonucu çıkartıyorlar.

Abdülhamit Bilici'nin dünkü yazısında kaydettiği bir Fransız'ın bizdeki laikliğe dair yorumu, yaşadığımız sıkıntıyı özetliyor. Fransız: "Sizinki 19. yüzyıl laikliği" diyor. "Aklın ve bilimin egemenliği"nden dem vuranların gericiliği işte böyle bir şey. Belki daha önemlisi, yine Bilici'nin altını çizdiği bir Fransız araştırmacıya ait hüküm: Luizard, Türk laikliğinin Fransız modeline değil, Fransa'nın sömürgesi Cezayir'de uyguladığı sömürge tipi laikliğe benzediğini söylüyor. Karşımızda duran ve üzerimize heyula gibi çöken şey, "müstemleke laikliği."

Dünyaya karşı ezik, üçüncü sınıf ve geri bir entelektüel dünyaya sahip, dünyayı ancak bu geri konumlarına uygun, üçüncü dünya tanımlamalarına uygun algılayan, buna uygun Soğuk Savaş ideolojilerine müracaat eden, dünya siyasetini 1960'ların emperyalizm teorileri ile açıklayan bir düşünce merkezi. Bir tek içi boşalmış bir iddianın sahibiler: Kendilerini geri bir toplumun seçkinleri zannediyorlar. Fark edemedikleri tek şey ise, toplumun fersah fersah ileri gitmiş olması.

Tabirleri yerli yerine yerleştirelim. "Cumhuriyet kazanımları" diye karşımıza çıkan şey, Cumhuriyet'in kazandırdıkları değil, bunların ayrıcalıkları. Küresel tehdit karşısında olan şey de "laiklik" değil, bunların dar, sınırlı, geri, totaliter dünyaları.

zaman



Bu yazı 954 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,518 µs