En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Olduğu gibi görünemeyen CHP



Ankara'da caddelerde gördüğüm afiş, gerçek ötesi bir şakaya benziyor. Belki gösteri dünyasından bir yıldız, reklâma anlam katmak için kendisiyle dalga geçiyor. Belki zıt çağrışımla biri dikkat çekmek istiyor.
Afiş, böyle bir ironiyi anlatıyor. Gerçi sloganın ödünç alındığı tasavvuf dünyasında, nefsi terbiye etmek için insanın kendisine eziyet etmesi gerekiyor. Afişteki nefis terbiyesini tamamlayıcı mısra Nesimî'den "Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne?" olabilir. Ama gerçek bunlardan hiçbiri değil. Deniz Baykal, hafta sonu yapılacak CHP Kurultayı için bir imaj çalışması yaptırmış. Sevimli bir resim, altta, tasavvufun temel mottolarından "Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün" yazıyor.

Afişin iki temel problemi var. Birincisi bu mottonun üstünde Baykal'ın resmi durduğu için, sözün onu hedef aldığı izlenimi doğuyor. Biz, bu yazıyı Baykal'a hitaben söylemiş oluyoruz. İkincisi Baykal, bu sözün kendisine hitaben söylenmesindeki isabeti doğrularcasına "olduğu gibi" görünmüyor. Karşımızda gerçekler hilafına "ben gencim" iddiasında 70'lik bir adam duruyor. Gömleğin kolu katlanmış, demek ki hem meşgul ve hem çalışkan hem de genç bir adam. Ama bu adamın "göründüğü gibi" olmadığını, resmin altındaki sözü tekrarlamasak bile hepimiz biliyoruz.

Sol ideoloji, farklı renkleri barındıran geniş yelpazesi içinde nerede yer alırsa alsın "ciddi" bir ideolojidir. Ortak paydası kurulu düzeni eleştirmek, mevcutla yetinmemek ve değişim istemektir. Dünyanın her yerinde sol ideoloji muhalif söylemlerle ilerler. Baykal'ın "olduğu gibi" görünmediği afiş, CHP'nin sol ideolojinin fersah fersah uzağındaki zavallılığını da gösteriyor. Yıllar öncesine ait bir başka imaj çalışmasını hatırlayalım. Pop konserlerinin verildiği sahnenin bir benzerinde, gökyüzüne asılı gibi duran merdivenlerden biri koşarak iniyor. Yine sahne ışıkları altında, dumanlar yükseliyor. Birazdan eline mikrofonu alıp sert bir parça ile izleyenlerin dans etmeye başlayacağını düşünüyorsunuz. Hayır! İnanılması güç bir şey: Karşınızda duran Deniz Baykal. Baykal'ın % 10 barajının altına düştüğü seçimden önceki kongresi, dönemin Latin Amerikalı pop şarkıcısı Ricky Martin'in parçası eşliğinde, bu dekorla başlamıştı. Solun gerçekten ciddi bir ideoloji veya siyasî görüş olduğunu, bu şaklabanlıkları kaldıramamasından anlamıştık. Bugün de öyle olmalı.

Türkiye'nin en ciddî siyasî problemi, toplumdaki sol potansiyeli temsil eden, üstelik bu potansiyelin önünü açan bir örgütün olmaması. Solun evrensel tarihinden gelen akışını tıkayan kocaman bir mania var. Bu mania CHP, belki CHP'ye bu rolü veren Baykal. Alışkanlıklar ve yerleşik çıkar ilişkileri CHP'de temsil edildiği için, rakip bir sol alternatif, büyük arayışlara rağmen yolunu bulamıyor. CHP, toplumun sol potansiyeli ile siyasî temsil arasında aşılması güç bir duvar oluşturuyor.

Türkiye'nin yaşadığı ve uğraşmaktan yorulduğu problemlerin altında, CHP'nin işlevsizliği duruyor. CHP, siyaset meydanını er meydanı olmaktan çıkartıyor, yandan gelen müdahalelerin sözcülüğüne soyunurken kendi itibarını zedeliyor, üzerine bastığı demokratik zemini tahrip ettiği için temsil niteliğini kaybediyor. Böylece, iktidar alternatifi bir sol parti olma iddiasından kendi isteği ve iradesi ile vazgeçmiş oluyor.

CHP'yi solun geleneksel tabanından uzağa savuran, halka karşı devletin daha doğrusu devlet içindeki bürokratik oligarşinin çıkarlarını savunan, solun vazgeçilmez referansı olan özgürlük ve eşitlik idealinin tam karşısına yerleştiren sorunlu bir liderlik var. Bu liderliği Baykal, "göründüğü gibi" olmaya çaba harcamayarak üstlendi. İşte tam da bu yüzden CHP, hem sol ideoloji için hem de Türkiye için umutsuz bir vaka hüviyeti taşıyor. Baykal'lı CHP, sadece siyaset üzerinde gölge etmeye yarıyor.

Hafta sonu CHP Kurultayı'nda Baykal'ın yeniden genel başkan seçileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu sonuç Baykal'ın siyasetteki başarısının değil, örgütteki ikili ilişkilerinin eseri olacak. Ve solun umudu, tam da bu yüzden bir başka bahara kalacak. Sadece solun değil, bizlerin de...

zaman



Bu yazı 982 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,167 µs