En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Ergenekoncuların ''masumiyet''i



Sami Selçuk'un önceki gün köşeme aldığım ikâzları mutlaka dikkate alınmalı. "Gözaltı ve tutuklama sürelerinin cezaya dönüştürülmemesi", "Ek iddianamenin süratle yazılması", "sanıkların hangi eylemle suçlandıklarını bilme haklarına saygı gösterilmesi", "gözaltına alınanların özsaygılarıyla oynanmaması" Selçuk'un itirazlarının özünü oluşturuyor.
Bunların tamamı "adil yargılanma" hakkını somutlaştıran prensipler. Bu prensiplerin en başında ise "masumiyet karinesi" yer alıyor.

1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi'nden itibaren, temel hakları düzenleyen bütün evrensel bildirgeler ve anayasalar bu prensibe yer verirler: "Bir suç ile itham edilen şahıs, suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır." "Masum sayılmak" yargı huzurunda masumlar gibi muamele görmesi, toplum nezdinde lekelenmemesi anlamına geliyor. Çünkü "Masumiyet esas, sanık olmak istisnaî bir durumdur". Sanığın lehinde olarak "masumiyet karinesi"ne uyulması yargılama usulüne etkide bulunur. "Şüphe sanığı müstefit kılar" prensibi, şüpheye dayanan hallerin sanığın lehine yorumlanmasını ifade eder.

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan veya devam eden dava kapsamında yargılanan her kişiye tek tek bu prensiplerin uygulanması, kısaca adil yargılama usullerine uyulması gerekir. Bu icaba uygun davranmak, temel insan haklarına saygının ötesinde gerçeğe ulaşmanın da anahtarı. Uyulduğu takdirde sonuç ne olur? Bu sorunun cevabı çok önemli.

"Masumiyet prensibi" sadece sanıkların vazgeçilmez hakkı değil, bir fener gibi gerçeğin peşinde olanların da önünü aydınlatıyor. Ergenekon davası, en basit tanımıyla bir suç örgütü davası. Bu davanın sanıkları örgütlü suçlar çerçevesinde yargılanıyor. Öyleyse bu davada "zanlı" olanların her biri tek tek, bu örgüt içindeki yerine ve işlediği suçlara göre yargılanacak ve suçları sabit olursa ceza alacaklar. Örgütsel bir suç için yargı huzuruna çıkanların "masumiyet karineleri"ne uyulması, kişilerle örgüt arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi için çok önemli. Bu örgüt çok karmaşık ve çapraşık bir örgüt. Örgüt çatısı altında yer alan her kişiyi eşit oranda ve aynı derecede peşinen suçlu ilan ettiğiniz zaman, bu örgütü çözemezsiniz. Öbür taraftan bu örgüt, hukuku ortadan kaldırmayı, yaşama hakkı başta olmak üzere en temel insan haklarını yok etmeyi tasarlamış bir örgüt. Öyleyse bu davada adil yargılanma hakkına harfiyen riayet edilmesi, varlığına kastedilen hukukun zaferi olacak. Hukuk devleti kendisine kastedenleri bile hukuk bahşederek hizaya çekmiş olacak. "Bu soruşturmanın hukuk içinde ve hukuk zemininde yürütülmesi, hukuksuzluğa karşı hukukun zaferi olması çok hayatî. Hukuksuzluğun tek çaresi hukuk." Bu cümle geçen sene 7 Ağustos'ta yayımlanan 'Beraat-i zimmet' ve 'Silahların denkliği' başlıklı yazımdan alınma. Bu hatırlatmayı da sevgili Ruşen Çakır için yapıyorum. Onun verdiği ilhamla, Ergenekon Terör Örgütü'nün ortalığa saçılan dehşet manzaralarından infiale kapılıp -ben de dahil- zanlıları mahkûm edenlere hatırlatmalıyız. Aynı mantık, Ergenekon Terör Örgütü için mahkeme kurup, bu örgütü aklayanlara da cephane taşımış oluyor.

Masumiyet karinesi, fiilen Ergenekon Terör Örgütü'nü koruyan bir prensip değil; tersine bu örgütün ipliğini pazara çıkartmanın da en sağlam kulpu.

Devlete, devletin ve insanların hukukuna kastedenleri hukukun şaşmaz terazisinde tartıp adalete sevk etmek, hukuksuzluğa karşı hukukun zaferi olacak.

Peki hukukun tek bir harfinin bile girmediği, Ergenekoncuların hem savcı hem de yargıç olduğu mahkemenin verdiği hükme ne demeli? "Devleti ele geçiren ve devlet içinde her şeye kadir bir cemaat yapılanması" iddiası, Ergenekon'u müdafaa etmek dışında ne için ileri sürülür? Bırakın "masumiyet karinesi"ni, ortada "zan" denecek bir iddia bile yok iken?

zaman



Bu yazı 1,018 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,419 µs