En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Kim daha 'kapanmacı'; CHP mi, MHP mi?



AK Parti'nin açılım üslubu olgunlaşıyor. Başbakan'ın önceki gün söylediği "Onlar gelmezse biz gideriz" sözü, bu olgunluğun bir işareti. Yeni bir yola girildiğinde, köklü bir adım atıldığında yalpalamalar doğaldır. AK Parti kurmaylarının zaman zaman şahsiyata dökülen çıkışları, bu yalpalamaların işaretiydi.
Türkiye, huzurlu bir gelecek inşa etmeye çalışıyor. Bu çabanın üslûbu sakin, soğukkanlı ve yapıcı olmak zorunda. Bu yüzden Başbakan'ın istiğna yüklü "ayaklarına gideriz" üslûbu tam da ihtiyaç duyduğumuz havayı yansıtıyor. Bu üslûbun arkasında galiba, Bülent Arınç'ın nokta atışları şeklindeki bir-iki isabetli çıkışının etkisi var. Savaşmıyoruz, barışı arıyoruz; çevremizde Yavuzlar değil Yunuslar dolaşmalı.

Ya muhalefet?

Başbakan'ın "Türkiye'nin birliği, statükonun devamından geçmiyor" sözü, MHP ve CHP'nin ileri sürdüğü bütün argümanları etkisiz hale getirmek için yeterli. Muhalefet çok erken ve keskin biçimde süreci "açılımcılar" ve "kapanmacılar" ikilemine oturttuğu için alternatif söylem üretme yeteneğini de kaybetti. "Açılım"ın bin türü var, ama "kapanmak" için sarılacağınız tek şey statüko. Üstelik bugün üzerine fikir inşa edilen aktüel statüko da -PKK'nın ateşkesi gibi- geçici ve inisiyatif dışı bir faktöre dayanıyor.

Sürecin selameti için doğru cevabı bulmamız gereken çok önemli bir soru var: Muhalefet neden "kapanmacı"?

Bu sorunun başlangıç için basit bir cevabı var: "İktidar açılımcı olduğu için". Ama bu cevap yeterli değil. Daha derinlere inmemiz lâzım. Zira devlet kurumlarının tamamına örgütlü toplumu ekleyerek söyleyelim. Türkiye'de MHP ve CHP dışında nerdeyse kimse açılıma karşı değil. İçişleri Bakanı bütün STK'ları dolaştı. Hepsinin desteğini aldı. MGK, devlet adına açılıma olan kurumsal desteği verdi. Medya neredeyse ağız birliği etmişçesine açılımdan yana. Yüksek Yargı'dan bu sürece karşı çıkan bir ses yok. Peki CHP ve MHP, neden bütün bu geniş açılım koalisyonunu karşısına almak pahasına "kapanmacı" bir direniş içinde.

Çünkü bu işte siyasal açıdan gelecek var. Örgütsüz toplum içinde, yani sandığa gidip oy vermek dışında tavrını açıklamayanlar arasında açılıma karşı çıkanlar ve bu karşı çıkışın siyasal temsilini arayanlar ağırlık taşıyor. İş oy hesabına döküldüğü zaman bir kazanç hesabı görülüyor.

Fakat bu tarafta MHP'nin ve CHP'nin çözemeyeceği esaslı bir sorun var. Bu kesim aslında "kapanmacı", yani statükodan yana değil. Onlar belli belirsiz tepkilerini dillendirmek telaşındalar. Bu telaşın CHP ve MHP tarafından temsili esaslı biçimde sorunlu. Çünkü bu partilerin talep edilen temsil yeteneğini kazanmaları için, statükonun idealize edilmiş bir formülüne ihtiyaçları var. Yaşanmış 25 yılın üzerine, ikna edici böyle bir formülü inşa edecek bir deha sahibi iki partide de yok.

Sürecin selameti için Baykal'ın ve Bahçeli'nin sürdürdükleri sert muhalefetin, bireysel tercihleri olmadığını anlamak zorundayız. Demokrasinin en doğal mekanizmaları işliyor. Toplumun bir kesimi açılıma karşı çıkıyor, CHP ve MHP de karşı çıkanları temsil etmeye çalışıyor.

Başbakan'ın "ayaklarına gideriz" söyleminin muhatabı bu yüzden gerçekte ne Baykal ne de Bahçeli. İktidar, doğru bir üslupla kitleleri yumuşatıyor. Demokratikleşme açılımının selameti kitleleri ikna etmekten geçiyor.

Hükümet, kalkıştığı işi başarabilmek için kitleleri yumuşatmak ve ikna etmek zorunda. Muhalefet ise itiraz edenleri kemikleştirmek için çaba harcayacak. Öyleyse muhatap siyasî partiler değil, kitleler. Kitlelerin yumuşatılması lâzım.
 
zaman



Bu yazı 869 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,001 µs