En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Üniter devlet 'in', laiklik 'out'



Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in "Adlî yılı açış konuşması"nı ölçü olarak alıyorum.
Her sene Yüksek Yargı temsilcileri kurumsal vesilelerle birer "yıllık" konuşma yaparlar ve bu konuşmaların merkezinde de laiklik prensibi olurdu. Yine genel olarak otoriter bir laiklik tanımı ve yorumu üzerine "laiklik düşmanları"na meydan okunur ve yargı adına laik cumhuriyete sahip çıkılırdı. Yargıtay Başkanı'nın konuşmasında, alıştığımız türden bir laiklik vurgusu yok. Muhtemelen diğerlerinde de olmayacak. Dikkat çekici bir durum: Yaklaşık bir yıldır, hemen hemen mahallî seçim kampanyası başladığı tarihten bu yana, Türk Silahlı Kuvvetleri bile dişe dokunur bir laiklik uyarısı yapmadı.

Peki rejim tartışmaları bitti mi? Hayır. Rejim tartışması olanca hızıyla bu sefer "üniter devlet" prensibi üzerinden yapılıyor. Kısaca laiklik "out", "üniter devlet" ise in.

Yargıtay Başkanı'nın konuşması, bu rejim modasındaki değişimin bariz göstergelerinden biri. Anlamlı ve temsil edici. Hasan Gerçeker'in cumhuriyet ile demokrasi arasında özdeşlik kurması bir ictihad veya yorum meselesi. Bireysel özgürlüğe dayanan demokrasiyi, bireyin çıkarına karşı toplumun çıkarını savunan genel iradeye taşımak faydalı bir çaba. Daha önemlisi her ikisinin, yani demokrasi ile cumhuriyetin "üniter devlet yapısının güvencesi" olarak yüceltilmesi. Üstüne üstlük Yüksek Yargı temsilcisinin "vatan millet sevgisi"ni özgürlükçü demokrasinin ve toplumların vazgeçilmez güvencesi olarak görmesi.

Yargıtay Başkanı'nın açış konuşmasında geçen cumhuriyet tanımı ve üniter devlet kavramlaştırmasını sorunlu bulanlar olabilir. Hiç önemli değil. Gerçeker bir akademik ders vermiyor, Yüksek Yargı'nın duruşunu gösteriyor. Cumhuriyet ve "üniter devlet" gibi değerleri özgürlükçü demokrasi ile telif etmeye çalışması umut verici.

İhtiyaç duyduğumuz şey bitmez tükenmez rejim tartışmalarına özgürlükçü boyutlar getirmek. Gerçeker'in konuşmasında bu boyut veya bu niyet açık biçimde var.

"Üniter devlet"in "in" olmasına gelince...

Rejim tartışmalarının bir modayı takip etmesi, tartıştığımız kavramların aslında derdimizi ifade etmediğini gösteriyor. Nasıl laikliği, modern hayat biçimi olarak savunanlar bu hukuk prensibine kendisinde olmayan toplumsal ve bireysel anlamlar yüklediler ve bunu bir ideolojiye dönüştürdüler ise, aynı sorun "üniter devlet"te de karşımıza çıkıyor. Kürt sorunu bir parti rekabetine konu oluyor. Ancak "üniter devlet" kavramı bu rekabeti kaldıracak güçte bir içeriğe sahip değil.

Yargıtay Başkanı'nın konuşmasında tercih edilen kavramlara takılmadan yaklaştığımız zaman savunduğu şeyin "üniter devlet" değil "ulus devlet" olduğu anlaşılıyor. "Üniter devlet"in yerine "ulus devlet"i koyduğunuz zaman ise tartışma bir rejim tartışması olmaktan çıkıyor. Bütünüyle toplumun karar vereceği bir soruna dönüşüyor.

Baskın Oran'ın Radikal'deki yazı dizisi, ikisi arasındaki farka tarihsel bir açıklama getiriyor. Baskın Hoca amansız bir "ulus devlet" düşmanı. "Ulus devlet" düşmanlarının tek açmazı, günümüz dünyasında bir alternatiflerinin bulunmaması. Türkiye bir "ulus devlet". İster özgürlükçü bir demokrasi ile, ister otokratik bir cumhuriyetçilikle; ister "üniter" ister "federal" devlet sistemleri ile yer alın, dünya sisteminin aktörleri ulus devletler. "Uluslararası" düzen adı üzerinde uluslarla işliyor.

"Ulus"u etnik bir varlık zannedenlerin "hukuk", "vatandaşlık" ve "ortaklık bilinç" temeli üzerinde inşa edilen ulusu anlamaları zor. Bu zorluğu aşmak için yeni moda rejim tartışması olarak önümüze gelen "üniter devlet" yerine özgürlükçü demokrasinin temel faili olan halkın sahipleneceği"ulus devlet"e eğilmemiz lâzım.

Daha da önemlisi, biz ulus-devleti değil, doğrudan ulusu tartışıyoruz.
 
zaman



Bu yazı 910 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,016 µs