En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Ordumuz bu savaşı kaybetti...



Sadece karargâh, hâlâ durumun farkında değil. Telaş içinde hasarı onarmaya, mevzileri muhafaza etmeye çalışıyor. Umutsuz biçimde çırpınıyor.
Artık yenildiğini fark etmesi durumu kabul etmesi gerek. Aksi takdirde daha çok zayiat verecek. Zarar büyüyecek.

Ordumuz bu savaşı kaybetti; çünkü bu savaş yanlış bir savaştı.

Bir ordu kendi halkına savaş açar mı? Kendi halkına savaş açan ordunun, işgal ordusundan ne farkı kalır? Silahının parasını, maaşını, askerini aldığı halkı düşman ilan eden bir ordunun zafer kazanma ihtimali olur mu?

Yanlış savaşlar kazanılamaz. Halkına karşı örtülü bir savaş yürüten ordu, kendisini var eden her şeyi tahrip etmeye girişir. Halkı hedef alınca, insanı koruyan devlet, devleti var eden hukuk ortadan kalkar; geride ne savunulacak bir ülke ne sarılacak değerler kalır.

Koskoca bir ordunun, iktidar oyununda oyuncak haline getirildiği bir savaş oyununun uzatmalarını izliyoruz. Ordu itibarını tüketiyor. Ordu güvenilirliğini yitiriyor. Ne için? Kaybettiği savaşı sürdürebilmek için.

Dünyanın en büyük ordularından biri olan ordumuzun komuta kademesinin bugün ne işle meşgul olduğunu düşünüyorsunuz? Bir belge ve onun altındaki imzanın gerçek olmadığını ispatlamak; öyle değil mi? Bunun için yapılan toplantıları, görevlendirilen kişileri, ilişki kurulan yargıçları, edilen telefonları, yapılan operasyonları gözünüzün önünde canlandırın.

Sonunda neye inanacağız? Belgenin gerçek olmadığına mı, yoksa savaşı kaybetmiş perişan ordunun, muzaffer bir ordu gibi geçit töreni yaptığına mı?

Anayasa Mahkemesi, askerî yargının yetki alanını daraltan kanunu iptal ederse kim kazançlı çıkacak? Bu soruya herkesin bir cevabı olmalı. Kim kârlı çıkacak? Bu ülkeyi ve bu devleti yaşatacak olan hukuk mu? Hukuku işletecek olan yargı mı? Hukuka bağlı iş görecek olan devlet kurumları mı? Hukuk vasıtasıyla devletine ve kurumlarına güven duyacak halk mı? Topunun, tüfeğinin, üstünde "yasak bölge" yazan yüksek tel örgülerin de ötesinde, kendisine yargı karşısında dokunulmazlık ve koruma sağlayan bir ordunun koruduğu ülkeden ne hayır gelir?

Ordu halkına karşı örtülü bir savaş yürütecek. Belgesine sahip olamadığı, bu asimetrik savaşı bile eline yüzüne bulaştırdığı zaman suç işleyen subaya komşu odada çalışan askerî savcı hemen duruma el koyacak ve düzeltecek. Öyle mi?

Bu savaş yanlış bir savaştı. Bu yanlış savaş uzun zamandır devam ediyor. Derdimiz bir belgeden ibaret değil. Bu yanlış, bir cuntanın önce orduyu, sonra iktidarı ele geçirmesiyle 1960'ta başladı. Bu yanlışı düzeltmek için yapılan ikinci bir yanlışla 12 Mart'ta devam etti. Kendi yanlışını kendisi yaratarak, önce kanı döküp sonra durdurarak 12 Eylül'de zirveye çıktı. Ekonomiyi çökerten, halkı perişan eden 28 Şubat'la sürdü. Silivri'ye kadar uzanan yanlışlar dizisi Ergenekon'la hâlâ devam ediyor.

Ordumuzun komuta kademesi bu savaşı kaybetti. Komuta kademesine bu savaşı yine ordumuz kaybettirdi. Ordumuzun itibarı her şeye rağmen o kanunsuzlukları paketleyip yargıya taşıyan şerefli subayların yüzü suyu hürmetine sürüyor. Bu yanlış savaş sona erer, bu komuta kademesi tasfiye olursa, hâlâ her şeyin düzeleceği umudunu taşıyoruz.

Bugünü kurtardılar diyelim. İlerde gerçek ortaya çıkmayacak mı? Bugün bu kirli savaşı yürütenler o zaman nasıl hatırlanacaklar? Kılıçlarını, savaş ilan ettikleri halka onurlarıyla teslim etmeliler.

zaman



Bu yazı 1,124 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,930 µs