En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

''Kutlu Doğum''



Bu seneki Kutlu Doğum'a, Baykal'ın bilge konuşması damga vurdu. Sanırım hepimiz bir ortak payda yakaladığımızı düşündük.
Aslında Baykal, çok yakından bildiğimiz "Tanrı ile kul arasındaki vicdan meselesi"ni saygılı ve dikkatli bir üslupla özetledi. "Cennette toplu rezervasyon yok" benzetmesi, birey üzerine inşa ettiği bu din kavrayışının cemaatlere yönelik eleştirisi idi. Neticede çoğumuz bu konuşmanın altına imza atardık.

Galiba hikmeti, Baykal'dan önce, bu saygı ve hoşgörü iklimini oluşturan Kutlu Doğum'un kendisinde aramak lâzım.

Peygamberimiz'in dünyayı teşrifleri, Müslümanlar için kutlu bir gün ve Mevlid Kandili olarak kutlanıyor. Mevlide özel bir önem veren kutlamalar, yani mevlid geleneği Müslümanlar arasında iki toplulukta çok ileri düzeyde: Türkler ve Kürtler. Sadece Türkçe ve Kürtçede, Peygamberimiz'in doğumunu konu alan şiirler, yani mevlid yazma geleneği var. Bu şiirler arasında 14. yüzyılda Bursa Ulucamii müezzini Süleyman Çelebi'nin yazdığı "Vesiletü'n Necat" (Kurtuluş Vesilesi) isimli şiiri hepimiz Mevlid adıyla biliyoruz. Neredeyse kutsal metinler kadar değer atfedilen bu şiiri düğünde-ölümde her vesile ile okumanın ve dinlemenin neredeyse ibadetten sayılması, mevlid geleneğinin gücüne bir delil.

Türkler ve Kürtler arasında bu geleneğin başlangıcı 12. yüzyıla dayanır. Haçlı Seferleri karşısında İslâm dünyasını savunan Kürt asıllı komutan Selahaddin Eyyubi ve onun kız kardeşi ile evli olan Erbil Atabeyi Muzafferüddin Gökbörü, mevlid geleneğini başlatan iki önemli isim. Özellikle bir Türkmen olan Muzafferüddin Gökbörü, mevlid vesilesiyle büyük kutlamalar yapma geleneğini başlatan kişidir.

Türkiye'de 1989 yılından beri mevlid, geleneksel Mevlid Kandili'nin yanında "Kutlu Doğum" adıyla kutlanıyor. Hikâyesini yakından biliyorum.

1989 yılında, Türkiye Diyanet Vakfı'nda Yayın Kurulu üyesi olarak görev yapmıştım. İlahiyat menşeli felsefe profesörü Süleyman Hayri Bolay, tarihçi profesör Bahaeddin Yediyıldız ve daha Türk politikasının değerli figürlerinden biri olan ve iki yıl önce Hakk'ın rahmetine kavuşan Ayvaz Gökdemir'le birlikte göreve başlar başlamaz, yeni projeler geliştirmeye başladık. Bu projeler arasında yaklaşan Mevlid Kandili'ni asrın idrakine uygun biçimde cami dışına taşırarak kutlama fikri de vardı. Peygamberimiz'in doğumunu, yapılageldiği üzere camilerde Süleyman Çelebi'nin şiirini okumanın yanında, konferanslar, paneller, dinî musikî konserleri ile kutlamaya karar verdik. Bidat-ı hasenemiz tuttu ve bugüne kadar artan bir ilgiye konu oldu.

Baykal'ın dindarların kalbini fetheden konuşmasını yaptığı Kutlu Doğum'un darbeler tarihimizde de bir yeri var. Türkiye'nin yarım kalmış son askerî darbe teşebbüsü olan 27 Nisan e-muhtırası da, Kutlu Doğum kutlamalarını bahane edilerek verilmişti. Türkiye'nin ileri yüzü ile geri yüzünü gösteren önemli bir örnek bu muhtıranın kendisidir.

Genelkurmay, cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale ediyordu. Bu engelleme işini, irticanın giderek büyüyen bir tehlike haline geldiğini ileri sürerek yapmayı denedi. Vesile Kutlu Doğum Haftası oldu. 27 Nisan e-muhtırasına maddeler halinde sıralanan irticaî olayların tamamı Kutlu Doğum Haftası etkinlikleriydi. Bunların hiçbirinde suç unsuru bulunmadığı daha sonra yapılan soruşturmalarda anlaşıldı. Kutlu Doğum barış ve hoşgörünün, muhtıranın kendisi ise silaha dayalı zorbalığın ifadesiydi. Türkiye'nin geri yüzünü bu muhtıralar, ileri ve aydınlık yüzünü de Kutlu Doğum etkinlikleri temsil ediyor.

Baykal'ın konuşması dinin önünde saygı ile durmanın, hepimize huzur ve barış getireceğini gösteriyor. Müslümanlar, dinî inançlarını özgür bir şekilde yaşarken modern dünya ile çok sağlıklı bir iletişim kurabiliyor. Din birleştiriyor, siyaset dağıtıyor.

zaman
 



Bu yazı 1,129 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,846 µs