En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Tek tip mıntıka temizliği



Sekiz ay önce askerliğini bitiren KBB mütehassısı bir doktor okuyucum, o doktorlara özgü ince mizah anlayışı ile tek tip askerliği yorumluyor: 'Tek tip askerlik olmalı: Askerde garson, kuaför, doktor, mühendis ayrımı olmadan herkes patates soymalı, kutsal içtimaya katılmalı, mıntıka temizliği yapmalı. Bir savcı orduevinde çay dağıtmalı.

Altın ve bakırın değeri aynı olmalı. Tek tip metal olmalı. Alüminyum, bakır, altın ayrımı yapılmamalı. Metal metaldir...'

Bu satırlar, meşakkatlerle kazandığı meslekî becerilerinin -ameliyat yapamadığı için- bir yıl boyunca köreldiğini gören bir doktora ait. Özel bir alanda uzman cerraha bir yıl boyunca üzerinde asteğmen üniforması ile dispanserde doktorluk yaptırırsanız; bu mesleğe de, bu ülkeye de, bu devlete de haksızlık edersiniz. Ya çağımızın aşırı derecede uzmanlaşmış meslekî becerilerini tek tip askerliğin cenderesinde belirli bir süre için öğütüp dondurmanın bedelini, alt alta yazıp toplarsak?

Başbakan'ın, Meclis'in açılış kokteylinde gazetecilere ayaküstü yaptığı açıklama, 'tek tip askerlik' projesinin hâlâ gündemde olduğunu gösteriyor. Projeden vazgeçilmesi bir yana, Genelkurmay'ın hazırladığı dosya daha hükümete sunulmamış bile. Vatandaşlık hak ve ödevlerimiz içinde yer alan 'vatan savunması görevi'miz üzerinden millî savunma yapılanmamızı tartışmak için önemli bir fırsat. Çünkü sorun vatandaşlık hak ve ödevlerimizden doğrudan doğruya 'bu ülke iyi savunuluyor mu?' sorusunun cevabına uzanıyor.

Kimse vatanî görevinden kaçmıyor. Bu topraklarda hiçbir zaman vatanı için ölecek adam sıkıntısı çekilmez. Sorun şu kadar basit ve sarsıcı: Askerlik yapmanın bu ülkenin savunmasına herhangi bir katkısı var mı? Kurmay zekâsı, savunma önceliklerinin de içinde yer aldığı ülke çıkarlarının bütününü görmek zorunda. Ekonomisi ve rekabet gücü açısından gençlerin askerlik gerekçesi ile mesleklerinden belirli bir süre koparılmalarının 'millî güç' unsurları içindeki maliyeti nedir? Mevcut haliyle askerlik görevinin dönüp ülke savunmasına verdiği zarar üzerine yapılacak bir 'yüksek strateji' hesabından bahsediyorum.

Ordumuzu; personeli, binaları, silahları ve eğitimi ile savunma hizmetinin üretildiği dev bir fabrikaya benzetelim. Gençlerin yaptığı askerlik görevi, bu dev fabrikanın ülke sathına yayılmış satış mağazalarına benziyor. Büyük bir ağ ve her satış noktasında kalabalık bir personel istihdam ediliyor. Bu mağazalarda hiçbir şey satılmıyor. Toplamı sıfır olan bir iş yapılıyor.

Sabık Genelkurmay Başkanı'mız ordumuzun mevcudunu 550 bin olarak açıklamıştı. Önceki yazımda verdiğim rakam bu beyana dayanıyordu; ancak gerçek rakamın bir milyonu geçtiği iddia ediliyor. Şayet ordumuzun mevcudu bir milyonu geçtiyse hemen kırmızı alarm verilmeli. Çünkü bu kadar kalabalık bir ordu ile Türkiye girdiği her savaşı kaybeder. Modern savaş teknolojilerine vâkıf olanlar bu sözün ne anlama geldiğini bilirler.

'Tek tip askerlik' projesi, aslında mevcut askere alma düzeninin ordu için içinden çıkılmaz hale geldiğini gösteriyor. Ordumuz askere aldığı gençlerle ne yapacağını kestiremiyor. Çareyi hepsine sıkı bir yanaşık düzen eğitimi ile mıntıka temizliğinin nasıl yapılacağını öğretmekte buluyor. Gençlerin hayatlarının en verimli çağını askerde hepimizin ezbere bildiği işlerde geçirmelerinin, bu ülkenin savunmasına ne tür katıda bulunduğunu birileri bize açıklamalı. Erkek vatandaşlar olarak hepimiz askerlik yaptık. Öyleyse soralım: Allah aşkına bu ülkenin savunması adına ne öğrendik?

Bütünüyle savunma yapılanmamızı tepeden tırnağa gözden geçirmemiz gerekiyor. İşini, eşini bırakıp askere gidecek gençlerimizin sıkıntısı, savunma yapılanmamızdan kaynaklanıyor. Kimse kendini kandırmasın: O kadar sıkıntının karşılığında yapılan görev 'vatan savunması' değil. Anlamsız, işlevsiz ve amaçsız bir iş için ağır bedelleri hep birlikte ödüyoruzÇözüm bu ülkenin savunma önceliklerinden başlayan ve çağa uygun bir askerî örgütlenme getiren köklü bir reformda yatıyor. Bunun için cevabını alana kadar sormalıyız: Neden bu kadar kalabalık bir ordumuz var?

zaman



Bu yazı 1,126 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,729 µs