En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Postal izleri



Yıllar önce bir generalden duymuştum. Asker kökenli bir akademisyenden bahsediyorduk. Ufkunun dar olduğunu, karmaşık sosyal konuları çok basite indirgediğini söylemiştim. 'Anladım, postal kafalı biri o zaman' demişti.


Sözün sahibi ben değilim.

Söylenenleri şerh etmek kolay. Ya konuşulmayanları? Yeni Genelkurmay başkanımız mecbur olmadıkça konuşmuyor. Bu sükûtun anlamı, demokratik bir ülkenin ordusunu yönettiğinin bilinciyle davranması olabilir mi? Genelkurmay Başkanı'nın 'postal kafalı' olmadığı açık. Dikkatli, ciddî bir asker. Ordudan gelen haberlere, daha doğrusu bazı skandalların açığa çıkartılmasına, onun kendi lisanınca konuşması ve mesaj vermesi olarak bakmamız lâzım.

Ordular keskin hiyerarşileri ve disiplinleri olan örgütlerdir. Birçok bağımsız parçanın bir araya gelip devasa bir makine haline dönüştüğünü düşünün. Bu parçaların tamamı insanlar eliyle çalışıyor. Bu kadar karmaşık bir insanî organizasyonu, savaş gibi öldürücü bir görevi ifa edecek tarzda çalıştırmak için keskin bir hiyerarşi ve disiplin gerekiyor. Emirler hiç tereddütsüz yerine getirilirken denetim doğal olarak aksar. Askerlik mesleği için bulunan çözüm, komutanı kişisel olarak sorumlu tutmak ve denetlemektir. Böylece emir-komuta hiyerarşisi aynı zamanda bir denetim hiyerarşisi olarak işler. Bir askerî birlikte bir kusur veya suiistimal ortaya çıktığında tek sorumlu komutandır. Her düzeyde komutanlar kendilerine verilen sorumluluğu kendi personeli üzerinden sıkı bir denetim kurarak yerine getirirler.

Skandallar eski, ama üzerine gidilmesi yeni. Heron skandalı, casusluk olayı, dost mayını ile hayatını kaybeden altı asker gibi. Demek ki komutan olayların üzerine gidiyor. Soruşturmalar ilerliyor, tümgeneral düzeyinde tutuklamalar oluyor. Ordumuzun üzerinde asılı duran şaibeler aydınlanıyor.

Hilmi Özkök zamanında birçok generalin yargılanmasından bugüne, ordunun kendi iç denetim mekanizması ile başlayan ikinci büyük dalga bu. Arada iki Genelkurmay başkanından sonra, asker yeniden arasındaki çürük elmaları ayıklama iradesi gösteriyor. Bu dalgayı doğru okumak için bir tek örnek üzerinde odaklanmak yeterli: Altı askerin şehadetinden sorumlu tutulan tümgeneralin tutuklanması. Bu tutuklamayı yapan Genelkurmay Başkanı'nın kendisi, mahkeme değil. Bir tümgeneralin bütünüyle askerî bir kusurdan dolayı genelkurmay başkanının emri olmadan askerî mahkeme tarafından tutuklanması mümkün mü? Bu tutuklamayı, sivil mahkemelerin Ergenekon kapsamındaki tutuklamaları ile karıştırmamak gerekir. Burada tümgenerale isnat edilen suç askerî bir görev kusuru.

Casusluk soruşturması, hayal gücümüzü zorluyor. Doğrudan Türkiye'nin yüksek menfaatlerine ve terörle mücadelesine zarar veren ordu içine yerleşmiş bir ihanet şebekesi söz konusu. Askerî sırlar ve gizli projeler rakiplerin eline geçiyor ve üstünde üniforma olan birileri PKK'ya kol-kanat geriyor. Konu bütünüyle bir askerî güvenlik sorunu. Fakat çözüm, ordunun geleneksel hiyerarşi ve disiplini ile çözülemeyecek kadar karmaşık.

50 yıl süren askerî vesayet düzenine, bu tür suçların ve suç örgütlerinin de yerleşip kök salacağı denetimsiz bir askerî organizasyonun sorumlusu olarak bakmalıyız. Mantık şu: Türkiye'yi yöneten askerî güç mükemmel olmak zorundaydı. Mükemmel bir örgütte nasıl böyle suçlar ve ihanetler yer bulabilir? Komutanlar bu suçları denetleyip kökünü kurutmak yerine, ordunun imajı sarsılmasın diye üstünü örttüler.

Casusluk soruşturması sadece orduyu kapsamıyor. Ekonomik boyutu var. Ancak ordudaki gizlilik zırhı içine yerleşip iş gördüğü anlaşılıyor. Türkiye'nin büyük askerî projelerinin engellenmesi, güvenliğin yanında ekonomik menfaat saiki taşıyor. Askerî kanat yeteri kadar denetlenebilseydi veya sivillerle arasında yeterli kanallar olsaydı bu şebeke bu kadar rahat çalışabilir miydi?

Genelkurmay Başkanı'nın suiistimallerin ve ihanet iddialarının üzerine gitmesi güven verici; ama yeterli değil. Ordunun sivil denetime açılması lâzım. Bu denetime öncelikle hatadan uzak durmak ve kendi işlerini en iyi şekilde yapmak adına ordunun ihtiyacı var.

zaman



Bu yazı 1,037 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,863 µs