En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

'Beyaz' aydınların düşüşü



Etyen Mahçupyan'ın başlattığı tartışma ilham verici ve yol gösterici. Birilerinin ipliğini pazara çıkartıyor. O iplerle kaç masum insan ipe çekildiği için görülmesi gereken bir hesabı da gündeme getiriyor. Yeniden başlayan köşe komşuluğuna 'hoş geldin' demek için bu tartışma iyi bir vesile.

Merkez medyanın ürettiği ve parlattığı köşe yazarlarından 'safra olmayı kimlikleştirenler' diye bahsediyor Mahçupyan ve Ertuğrul Özkök'ü merkezin safralarından biri olarak takdim ediyor. 'Türkiye'de ideolojik ve siyasî merkezin kısmî çöküşü ile birlikte' bu safraların da yaşam alanı kalmıyor. Türkiye'nin geçirdiği köklü dönüşümü analiz eden farklı ama kritik bir perspektif.

Gramsci'nin gösterdiği gibi aydınlar toplumsal bir kategori değildir. Tersine her toplumsal zümre kendi özel aydın tabakasına sahiptir. Türkiye'de 27 Mayıs'tan itibaren sivil-askerî hegemonya kendi çıkarlarını temsil eden ve meşrulaştıran bir aydın tabakası oluşturdu. Mahçupyan'ın işaret ettiği safralar işte bu kesim. Askerî vesayet düzeninin tasfiyesi ile birlikte bu safraları besleyecek ve taşıyacak kaynaklar da tükendi artık.

Bu safraların talihsizliği, çok düşük profile sahip güç sahiplerine hizmet etmekti. Kaba gücü meşrulaştırmak zordur. Böyle zorlu ve ahlâk dışı bir görevi üstlenenlerin, peşinen bir yığın ahlâkî zaafa sahip olmanın yanında birçok meslekî deformasyonun cenderesinden de geçmesi gerekir. Boyacı çocukları gözünüzün önüne getirin. Elindeki kalemi bir kadife parçası gibi kullanıp askerin postalını parlatıyorlar. Sonra ayna gibi parlattıkları postalda gördükleri akislerine hayran oluyorlar. Yıllar boyu postaldaki aksine hayran olan bu adamların kibirli kibirli ortalıkta dolaşmasını seyretmedik mi?

Etyen Mahçupyan'ın kaleminden çıkan bir köşe yazısı ile Ertuğrul Özkök'ünkini karşılaştırın. Mahçupyan sağa sola yalpalamadan, muradını sağlam bir muhakeme ile anlatır. Katılırsınız veya katılmazsınız. Özkök'ü okurken katılmak veya katılmamak gibi bir şansınız yoktur. Okurken önce elinizin vıcık vıcık olduğunu hissedersiniz. Hem bir şey söylemekte, hem de söylememektedir. Söylediklerine itiraz edemezsiniz, çünkü 'ancak'lar ve 'ama'larla itirazlarınız da karşılanır. O kadar komploya-kana bulaşmış ve varlık sebebi güce hizmet etmek olan bir kalemin var olma biçimidir bu. Hizmet ettiği güç tarih olunca geriye bu kalemin bukalemun gibi yeni bir kalıba dökülmesi kalır. Ama safralar, adı üzerinde safradır. Ağır gelince atılır.

Bu kalemlerin ortak özelliği fikirlerine değil, dayandığı yere güvenmektir. Okuyanlar onları zaten bir yerin temsilcisi olarak okudukları için onlar da rahatça birinci tekil şahısla yazarlar. Okuyucu onların analizlerini ve yorumlarını değil ne düşündüğünü merak ettiği için okumaktadır. Elbette onların değil.

'Beyaz Türk' tabiri, bu zümrenin kibrinin ve görgüsüzlüğünün bir alameti oldu. Toplumumuzda aristokratik gelenekler yok. Kendisine 'Beyaz Türk' diyenlerin tamamı sonradan görme orta sınıf takımı. Bu takım bir yandan kendilerine bir toplumsal taban bulmak, öbür taraftan postal parlatıcısı rolünden sıyrılmak için kendi şehir efsanelerini üretmeye giriştiler. Güç ve iktidar sahiplerinin devşirdiği kalemlerin üstünlük iddiası, ancak ağızlarını-burunlarını silerken yüzlerine bulaşan boya karasını postalın aksinde fark edemedikleri için ileri sürülür. Ellerindeki komplo ve kan bulaşığı olmasa komik görünürler.

Mahçupyan, Türkiye'deki dönüşümün önemli işaretlerinden birini bize anlatıyor. Köhnemiş tarihsel blok dağıldı. Türkiye'nin seçkinleri değişiyor. Akıl dışı olanı meşrulaştırmak için kerametler yumurtlayanların devri sona erdi. Toplumla organik bağı olanların, makul ve mantıklı şeyler söyleyenlerin devri başlıyor.

zaman



Bu yazı 1,008 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,508 µs