Mümtaz'er Türköne
0 0 0000
Hava muhalefeti
Muhalefetin siyaset oyununa bir türlü dâhil olamadığı ülkemizde, sürece etkide bulunacak yegâne güç olarak geride kala kala 'hava muhalefeti' kalıyor. Öcalan'ın dört hafta sonra avukatlarıyla yapması beklenen görüşmesi işte bu muhalefete takılıyor. Başka bir ifadeyle iradesiz, kişiliksiz ve cesaretsiz muhalefeti 'havadan sudan bir bahane' durdurmuş oluyor.
BDP'liler Silvan saldırısının, yani PKK'nın savaş ilanının üzerinden tam 40 gün geçtikten sonra yerlerinden kımıldayabildiler. Önceki gün yanlarına diğer Kürt siyasetçilerini de alarak PKK'ya 'silahları sustur' çağrısı yapmaları önemli bir gelişme. Müzakerelere ve uzlaşma arayışlarına verilen 40 günlük 'savaş arası' böylece sona ermiş oluyor. Açıkça tekrar ifade edeyim: PKK başlattığı savaşı bitiriyor.
Sebep öncelikle PKK'nın çaresizliği. BDP'nin, yani sivil siyasetin inisiyatif alması, PKK'nın onayı, hatta talimatı olmadan mümkün olamıyor. Geçmişte bu trajikomik sahne çok tekrarlandı. Sivil toplum ve Kürt siyasetçiler PKK'ya barış çağrısı yaptılar ve PKK da onları kırmamış oldu. BDP'lilerin PKK'ya yönelik 'silahları sustur' çağrısı ile eşzamanlı olarak İmralı'dan randevu talep etmeleri, gelişmelerin çok süratli cereyan ettiğini ve çok hassas dengeler üzerinde ilerlediğini gösteriyor. Öcalan randevusunu BDP'lilere devlet verecek. Bu randevu talebi bile, bu hassas dengeler arasında asıl güçlü oyuncunun -PKK'nın resmî jargonu ile- 'AK Parti Devleti' olduğunu gösteriyor.
PKK'nın çaresizliği, İran-Suriye eksenine yönelik yaptığı yanlış hesapların sonucu. Suriye'de tırmanan gerginlik, İran'ı PKK için yeniden umut haline getirdi. PKK'nın var olabilmek için sırtını bölgesel bir aktöre dayaması lâzım. Ama İran'ın Suriye yüzünden acil hale gelen kendi hesapları için PKK'nın değil, Türkiye'nin desteğine ihtiyacı var. Silvan saldırısı ile eşzamanlı olarak İran'ın Kandil'e yönelik askerî operasyonu, PKK'nın PJAK'ı teslim etmesi ile sonuçlanmıştı. PKK İran'la pazarlık masasına oturdu ve taktik bir anlaşma yaptı. Silvan saldırısı ile PKK'nın başlattığı savaş bu anlaşmanın eseriydi. Silvan saldırısını yapan ekibin İran'a yakın 'Derinciler' olması da bu yüzden tesadüf değildi.
Peki ya sonuç? PKK açısından tam bir hayal kırıklığı. Çünkü İran PKK'yı Türkiye'ye sattı. On gündür ortalarda görünmeyen Murat Karayılan İran'ın elinde. Başbakan'ın Ahmedinejad'la yaptığı uzun telefon görüşmesinin ve bu görüşmenin basına sızdırılmasının tek açıklaması var. Türkiye ile İran arasında PKK için yapılan pazarlıklar iyi gidiyor. İran kucağına oturan PKK'yı Türkiye'ye paketleyip teslim ediyor. PKK'lılar bölge dengelerindeki gelişmeleri yanlış okudular. Belki de kavrayamadıkları en önemli unsur, AK Parti hükümetinin kendisi. PKK ile mücadele eden devlet gücü artık sadece silahı değil, diplomasinin zengin imkânlarını da seferber edebiliyor ve sonuç alabiliyor.
BDP'nin silah bırakma çağrısı bu yüzden PKK'nın çaresizliğinin eseri. PKK'nın elinde kullanabileceği bir silah kalmadığı için bu çağrının sonuç vermesini bekleyebiliriz. İmralı'yı ziyaret için randevu talebi ise, 8 Temmuz'da Öcalan'ın bıraktığı yerden yola devam etme arzusunu yansıtıyor. Sorulacak tek soruları var: 'Nerede kalmıştık?'
40 gün devam eden 'savaş arası', Duran Kalkan'ın tehditkâr bir şekilde savunduğu PKK'nın 'devrimci halk savaşı' tezinin tüketilmesinin ve bu tezi savunanların devre dışı kalmasının da gerekçesi. Siyasetin önü açılıyor. BDP'lilerin birdenbire cesaretlerini toplamaları, meydanın boşalmasının eseri.
PKK veya terör sorununun çözümü için artık son düzlüğe girildi. Geriye 'demokratik özerlik' ilanını da sert bir manevra ile geri çekmek ve yeni anayasa tartışmalarına dâhil etmek kalıyor. Demokratik özerklik PKK'nın Kürtler adına değil, sadece kendisi için istediği bir komünal yapılanma teşebbüsü. Bu Marksist-Leninist yapılanmanın Kürtler tarafından reddedilmesinin ve eleştirilmesinin sebebi de bu.
Geçen son 40 gün bize BDP'nin ne kadar hava-cıva bir muhalefet olduğunu gösterdi. Tıpkı avukatlarının Öcalan'la görüşmesini engelleyen hava muhalefeti gibi. Demek ki gerçek dinamikler bambaşka yerlerde hayat buluyormuş.
zaman
Bu yazı 1,559 defa okundu.
Diğer köşe yazıları
Tüm Yazılar
-
30 Eylül 2012
Bu sefer çözülecek mi?
-
16 Eylül 2012
Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
-
14 Eylül 2012
Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
-
13 Eylül 2012
CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
-
9 Eylül 2012
Merkez Sağ'ın son noktası
-
7 Eylül 2012
Başbakan sertleşmekte haklı mı?
-
28 Ağustos 2012
Hükümet haklı çıktı
-
26 Ağustos 2012
Kawa ve Ergenekon
-
24 Ağustos 2012
Terör sorunu ayrışıyor
-
17 Ağustos 2012
Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
-
16 Ağustos 2012
'Paralel devlet'in iflası
-
12 Ağustos 2012
Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
-
10 Ağustos 2012
Yangını kim söndürecek?
-
5 Ağustos 2012
Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
-
22 Temmuz 2012
Davutoğlu haklı çıkarsa?
-
17 Temmuz 2012
'Hücre yenilenmesi'
-
29 Haziran 2012
ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
-
24 Haziran 2012
Türkiye savaşa girer mi?
-
21 Haziran 2012
Teröre teslim olmak
-
19 Haziran 2012
Çözüme yakın mıyız?
Yorumlar
+ Yorum Ekle