En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Vicdan itirazcısı



'Vicdanî ret' konusu, askerlikle ilgili istisnaî bir durum. İnancınıza, ahlakî değerlerinize veya ideolojik-felsefî kabullerinize dayanarak silah taşımayı ve kullanmayı reddetmek, bu istisnaî durumun gerekçesini oluşturuyor.


Askerlik bir vatandaşlık görevi olarak kabul edildiği için; ölmeyi ve öldürmeyi reddedenlere bu sefer başka alternatifler sunuluyor. İlk uygulama, vicdanî retçileri geri hizmetlerde, özellikle sağlık hizmetlerinde görevlendirmek. Bugün dünyadaki uygulama, pasifistlerin başka kamu hizmetlerinde görevlendirilmesi. Ölçü, vicdanî retçi olmayı askerlikten kaçmak için cazip bir kaçış yolu haline getirmemek. Bu yüzden vicdanî retçiler başka hizmetlerde daha ağır koşullarda çalıştırılıyor. Bazen hizmet süreleri askerlik yapanlara göre uzatılıyor. Bu yüzden 'vicdanî ret' tercihine saygı gösterilen ülkelerin hiçbirinde, bu hak istismar edilemiyor.

Bu kadar istisnaî bir durumun askerlikle ilgili tartışmaların merkezine yerleşmesinin sebebi başka. Akıl dışılığın, mantıksızlığın, kör alışkanlıkların, Türkiye'nin savunma ihtiyaçları ile alâkasız ordu yapılanmasının çarpıklıklarını gözler önüne sermek için bu kadar istisnaî bir vesile bile yeterli oluyor. Askerlik diye, Genelkurmay Başkanı'ndan doktrin komutanlığına kadar bu konularda kafa yoran ve karar verenlerin hiçbir sebebini açıklayamayacağı işleri ve düzenlemeleri sırf alışkanlık olduğu için sürdürüyoruz. Öküzün tarlada açtığı izi, arkadan gelenler hiç sektirmeden takip ediyorlar. Neden, niye, niçin sorularının hiçbir cevabı yok. Dünya değişti. Toplumlar değişti. Savaşlar değişti. Savunma ihtiyaçları ve öncelikleri değişti. Ordu yapıları değişti. Ama siz kendi ordunuzu hiçbir şekilde değiştiremiyorsunuz. Ülkenizi savunmak için çelik gibi iradeli, donanımı eksiksiz, iyi sevk ve idare edilen bir ordu ortaya çıkartıyorsunuz. Sonra bu ordu daha iyi savaşsın diye hamaset geliştiriyorsunuz. Her şey değişiyor; geliştirdiğiniz hamaset olduğu gibi kalıyor ve artık hiçbir anlamı kalmayan alışkanlıklarınız bu içi kof hamaset sayesinde sürüyor.

Mesele aslında bedelli askerlik uygulaması. Bir yanlıştan başka bir yanlış çıkıyor. Düzeltmek için baştaki yanlışı düzeltmek gerekiyor.

Fransız İhtilali'nden sonra icat edilen anayasal vatandaşlık ödevi olarak 'mecburî askerlik' hizmeti tarihî ömrünü tamamladı. Savaşların piyade ağırlıklı kol gücüne dayandığı o dönemlerde sayı üstünlüğü önemliydi. Kalabalık orduları cepheye sürmek için eli silah tutanları asker yapacak 'mecburî askerlik' icat edildi. Bugünün orduları artık yüksek teknolojiye ve bu teknoloji ile kullanılan silah üstünlüğüne dayanıyor. Bugünün en önemli askerî sınıfının muhabere olması tesadüf değil. İnsansız savaş araçlarının sayısının artması, sadece insana değer verilmesi yüzünden değil; insan hatasını asgariye indirmek için. Kalabalık orduların bugün hiçbir anlamı yok. Nüfusları ve savunma ihtiyaçları Türkiye'ye benzeyen Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin bizim ordumuzun dörtte biri mevcutla savunma ihtiyaçlarını karşılaması bu yüzden. Kalabalık ordu, bugün sadece bir dezavantaj.

Bu sebepten mecburî askerlik, günümüz ordularında artık uygulanmıyor. Onun yerine profesyonel ordulara geçiliyor. Çünkü yüksek teknolojiyi kullanmak ve gerekli becerileri geliştirmek için uzun süre bu işin eğitimini almış profesyonellere ihtiyaç duyuluyor. Türkiye'nin de mecburî askerlikten vazgeçmesi ve yaklaşık olarak 200 bin kişilik bir profesyonel ordu ile savunma ihtiyacını karşılaması lâzım. Fakat olmuyor. Olmamasının sebepleri arasında, askerî ihtiyaçlardan, gerekliliklerden hiçbiri yok. Mecburî askerliğin orduyu halk nezdinde daha itibarlı ve güçlü kıldığı varsayılıyor. İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanlığı'nda profesyonel askerliğe karşı çıkarken, 'davulla, zurnayla askere gönderme' merasimlerinden dem vurması bu yüzdendi.

Türkiye'nin ordusu, teşkilatlanma, sevk ve idare ve mecburî askerliğe dayanması gibi sebeplerle artık çağ dışı bir orduya dönüştü. Ne 'vicdan itirazcıları'nı, ne bedelli askerliği tartışmanın gereği yok. Profesyonel orduya geçip, çevik, akıllı ve teknolojisi üstün bir ordu yapılanması ile bu sorunların hepsi kökünden çözülebilir. En önemlisi ülkemizin savunmasında bir boşluk kalmamış olur.

Vicdan itirazcılarını, sadece profesyonel ordu ihtiyacını hatırlatan bir vesile olarak görmek gerekir.

zaman



Bu yazı 936 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,275 µs