En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

İki farklı Kürt sorunu



AK Parti'nin "kesintili eğitim" teşebbüsü, Başbakan'ın yeni profilini somutlaştırdı. Erdoğan'ın siyaset yapma tarzını hamur yapmaya benzetiyorum. Hamurkâr, hamur tahtasının başında hamuru avucuyla ve yumruklarıyla biçimlendiriyor.


Yaptığı işte güç, enerji ve emek var. Hamuru kullanarak kenardakileri de ana kütleye dahil ediyor. Sonra parmaklarıyla biçim veriyor. "Kesintili eğitim" gündemi, 28 Şubat'tan önce CHP'nin "dinle barışma" projesinin karşılığı. Kesintisiz eğitimde, 28 Şubat generallerinden daha fazla ısrarcı olan CHP'nin bu cılız projesi çökmüş olmadı mı? CHP ile birlikte MHP de hamur gibi yoğrulup bir kalıba sokulmadı mı? İnancını baskı altında gören dindar kitlelerle CHP ve MHP arasında kurulacak bağlar koparılmadı mı? Başbakan, başkalarının kendi mahallesine girmesine engel oldu.

Başbakan, bir başka yerde farklı bir hamuru yoğuruyor. Kürt sorununu çözmek için "bedel ödemeye hazır olduğunu" söylediğine göre, hamur epeyce kıvama gelmiş durumda. Aysel Tuğluk, dün Taraf'ta kaleme aldığı uzun yazıda sadece bir tek kişiyi, Başbakan'ı muhatap alıyor. "Siyasî iktidarın ve özellikle Başbakan Erdoğan'ın çözüme yönelik hamlesinin elzem hale geldi"ğini söylüyor. Adres doğru. Zamanın hızlandığı bir andayız. Bir tarafta şiddetin tırmanması ihtimali giderek artıyor. Öbür tarafta çözüm umutları çoğalıyor. Aslında her ikisi aynı madalyonun iki yüzü. PKK kendi çözümünü zorlamak için şiddet tehdidinde bulunuyor. Devlet, PKK'yı çözüme ikna etmek için güvenlik politikalarını derinleştiriyor.

Taner Akçam'ın Neşe Düzel'e verdiği ve üç gündür yayımlanan röportaj, Kürt sorununun çözümüne farklı bir perspektif getiriyor. Taner Akçam, PKK'nın dilini, stratejisini ve Kürt sorununun serencamını çok iyi bilen eski tüfek Marksist bir aydın. Önce bir tespitte bulunuyor: "PKK Kürdistan'a demokrasi getiremez." Sonra şu soruyu soruyor: "Demokratikleşme neden PKK ile görüşmeye kilitleniyor?" Akçam bize, özerklik gibi çözümlerin etnik temeldeki çatışmaları artıracağını anlatıyor. Sorunun yeni sınırlar çizmek yerine sınırları anlamsızlaştıracak adımlar atılmasıyla çözüleceğini söylüyor. Önerdiği etnik temeli esas alan siyasallaşmadan uzak durmak. Yani, milliyetçiliğin ateşini her tarafta söndürmek.

Öteden beri bir farkı vurguluyorum. Türkiye'nin iki farklı Kürt sorunu var. Birincisi, evrensel ölçekte bireysel haklar temelinde çözülecek Kürt sorunu. Bu sorunun somut hali ise Kürtçe, en nihaî haliyle anadilde eğitim sorunu. İkinci sorun ise demokratikleşme sorunu. Demokratikleşme sorununu Diyarbakır'da, Türkiye'nin herhangi bir ilinden farklı hale getiren ise Kürt ulusalcılığı sorunu. Adem-i merkeziyetçilik prensibinin, merkezin yetkilerinin yerel yönetimlere devredilmesinin uygulanmasında Güneydoğu illeri ile dışardakiler arasındaki fark, etnik kimlik eksenli arayışları, kısaca Kürt ulusalcılığını karşımıza dikiyor. Türkiye'nin bir Kürt sorunu var; bir de Kürt sorunu ile özellikle Kürt siyasetçilerinin harmanladığı Kürtlük sorunu var.

Özerklik, federasyon gibi etnik kimliğe dayalı coğrafî çözümlerin hiçbiri Kürtlerin sorununu çözmüyor. Taner Akçam'ın vurguladığı, bu çözümlerin demokratikleşmeyi getirmemesinin ötesinde daha ciddi bir sorun var. Coğrafi çözümler Türkiye Kürtlerinin sadece % 40'ını içine alabiliyor. Hatta, BDP'nin oy coğrafyası ile sınırlanınca daha da azını. Zira Kürtlerin % 60'ı Kürdistan sınırları dışında yaşıyor.

Coğrafî eksenli taleplerin müzakeresi, Kürt ulusalcılığının beşiğinin sallanması anlamına geliyor. Devlet uyutmak, PKK büyütmek kastıyla bu beşiği birlikte sallıyor.

Kürt sorununun çözümü için her açıdan olumlu bir atmosfer var. Başbakan'ın geçen hafta yaptığı "her türlü bedeli ödemeye hazırım" çıkışı adrese yollanmış bir mektuptu. Aysel Tuğluk'un Başbakan'ı muhatap alan yazısı, mesajın alındığını gösteriyor.

Peki neler oluyor? Ben Başbakan'ın farklı teknelerde farklı hamurlara biçim verdiğini düşünüyorum. Kürt sorunu ile Kürt ulusalcılığı sorununu birbirinden ayırıyor.

zaman


Bu yazı 1,243 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,626 µs