En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Sol, değişebilir mi?



Dün, Marmara İletişim Fakültesi'nde, 27 Mayıs darbesini konu alan bir panele katıldım.

Üniversite, aksi uygulamalara rastlansa da özgür düşüncelerin en rahat dolaştığı bir ortam. Gençlerin soruları, geçmişe dair algıları, ulaştığı bilinci ve bugünün özgürlük durumunu yansıtıyor. İletişim fakültesi özgür bilime hakkını veriyor. Evrim teorisi konulu panel çok tartışıldı. Bilim maskesi arkasında despotluğun nasıl yapıldığına dair yakın bir örnek bu vesileyle yaşandı. Fakültede "yaratılış teorisi"ni anlatan bir sempozyum düzenleniyor. Evrim teorisini kutsal bir din gibi algılayanlar ayağa kalkıyor. Halbuki her iki teorinin de çok farklı versiyonları var. Sonuçta konuşunca hakikat değişmiyor. Evrim teorisi sadece bir varsayım. Bilimsel olarak kanıtlanması imkânsız. Bana ilginç gelen, evrim teorisini kutsal bir inanç olarak görenlerin kendilerini aynı zamanda solcu olarak ilan etmeleri. Özgür düşüncenin bir kapı bulup gireceği bir alan burada mevcut değil. Evrim teorisine inanmıyorsanız, üniversiteye giremezsiniz. Sonuç: Sol ideoloji halkın ilgi menziline bir türlü giremiyor.

Aslında başlığa koyduğum soru yerine "amorf bir varlık değişip Sol'a dönüşebilir mi?" diye sormak lâzım. Çünkü, bazı siyasî görüşler sırf alışkanlık yüzünden "sol" yaftasına muhatap oluyor. Galiba önemli olan ihtiyaçlar. Bu amorf varlığın değişip, dönüştükten sonra doldurması gereken boşluk çok büyük. 1 Mayıs'ta dikkatleri üzerine toplayan "anti-kapitalist İslâmcılar"ı, sol boşluğu bile muhafazakâr dünyanın doldurmaya girişmesi olarak okumak lâzım. Sol kendini yenileyemiyor. Sonuçta, "Memlekete lâzım olan sol düşünce de İslâmcılar tarafından" getiriliyor.

İslamcıların ürettiği sol ideolojinin içeriği, aslında geleneksel solun dolduramadığı boşluk hakkında fikir veriyor. Geleneksel solun anti-kapitalizmle, sınıf mücadelesi ile ve yoksulların haklarını savunmakla bir ilgisi yok. Bizim solumuz anti-emperyalist olmayı, sol ideoloji için yeterli görüyor. Amerikan düşmanlığı, sol ideolojik kimlik ve jargonu için yeterli görülüyor. Bunun için, 70'li yıllardan kalma Soğuk Savaş dengelerine dayanan Amerikan emperyalizmi tezi, her taşın altından çıkan bir komplo olarak devreye giriyor. Ne tarihte ne bugünde açıklanamayacak hiçbir çelişki kalmıyor. Yine 70'li yıllardan kalma üçüncü dünya milliyetçiliği, ulusalcılık adıyla anti-Amerikan bir ideoloji olarak yorumlanıyor. Yerel çerçeve ise, Millî Mücadele'nin özgün şartlarından ve kavramlarından iktibas ediliyor. Darbelerle ortak paydalar üretiliyor. Böylece sol ideoloji, sınıfsal çelişkilerden kopartılarak artık miadını doldurmuş elitlerin kavrayamadıkları dünyaya karşı gerici bir direnişe dönüşüyor.

Kendilerini "Mustafa Kemâl'in askerleri" olarak niteleyen TGB'li gençleri, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde ilk defa medenî bir tavır içinde buldum. Bağırmak yerine konuşuyorlardı. Solun bir takıntıya dönüşen anti-emperyalizminden üretilmiş ulusalcılığın ve Atatürkçülüğün dar bir yorumunun da üniversitelerde kendine ifade zemini bulması, saygıya değer bir durum. Bağırınca hiçbir şey anlaşılamıyor. Konuşunca eksikler bir bir ortaya çıkıyor.

Sol'un bugününü esir alan açmazı şiddetle olan ilişkisi. Bu kısır haliyle sol düşüncenin sağlıklı bir karşılık bulması zor. Açık, şiddetle kapatılıyor. Geçmişin "devrimci şiddet" tezleri çöktü. Ama sol şiddet, uyuyan bir yılan gibi. Şartları uygun görünce dirilebilir. Bugün karşımızdaki PKK terörü, solun bir vakitler ürettiği tezlerin peşinden gitmiyor mu?

Hepsinin temelindeki sorun ise, solun darbelerle olan karanlık ilişkisi. Şiddeti sol değil darbeciler üretti. Sol, darbeyi devrim zannederek bu şiddete alet oldu. Solun darbecilikten arınması, şiddetten de arınması için bir ön şart. Ergenekon'un yöneticileri yargılanıyor. Peki bu örgütün yüz binlere ulaşan hücre elemanları ne iş görüyor? Dün sol içinde, bugün futbol takımlarında ortalığı yakıp yıkanlar bir anda nereden çıkıp geliyor?

Sol, anlam veremediği ve kendine bir yer bulamadığı bir dünyada var olmaya çalışıyor. Çaresi değişmek ve titreyip aslına dönmek.

 zaman

Bu yazı 1,248 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,811 µs