En Sıcak Konular

Ne istedikleri artık 'sır' değil

28 Ekim 2009 10:01 tsi
Ne istedikleri artık 'sır' değil Din üzerinde hak iddia eden sapkınlar kim? iyibilgi özel

Bu hafta Türk basınında sessiz sedasız bir haber peydah oldu. Habere göre Antalya, bu hafta sonu 1’inci Avrasya Kabala Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. "Günümüzün önde gelen kabalistlerinden Dr. Rav Michael Laitman" da bu kongreye teşrif ediyor! Ve fakat medyadan kimse bu organizasyonu ve katılan isimleri sorgulama ihtiyacı hissetmiyor! Bu başlı başına dikkat çekici bir durum. Kabala ile ilgili bir toplantı için neden Antalya, neden Türkiye seçildi? İslam ile Kabala arasında kim, neden bağ kurmaya çalıştı? Merak ettiğimiz bu soruları, Zaman gazetesi yazarı Ali Ünal'a sorduk.

Bu kongre ile ilgili iyibilgi özel haberini okumak için lütfen buraya tıklayınız

Ali Bey bize kısaca Kabala’nın ne olduğunu açıklayabilir misiniz?

Temelde, ilahi dinlerin tümü manevi kaidelerin üzerine oturur. İslam için de böyledir, Hz. Musa’nın getirdiği Yahudilik ve Hz. İsa’nın tebliğ ettiği din için de bu böyledir. Kur’an-ı Kerim’de bunların hepsi İslamdır. Bizim peygamber efendimizin (s.a.v) getirdiği dinden tek farkı, onlar belirli zamanlarda belirli kavimler tarafından sahiplenilmiştir, dolayısıyla Allah’ın insanlar için gönderdiği dini evrensel manada temsil etmezler. İslam ise son peygamber olan peygamber efendimiz (s.a.v)  tarafından bütün insanlara, cinlere ve alemlere gönderilmiş olduğu için, önceki peygamberlerde bir manada, zamanla ve kavimle sınırlı olan o dini, nihai sınırlarını evrensel sınırlara taşımıştır, tamamını temsil eder. Dolayısıyla Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. İbrahim gibi diğer peygamberlerin tebliğ ettiği önceki dinlerdeki gerçekler İslamiyet’de de vardır. Zamanla bu peygamberlerin getirdikleri bu gerçekler, farklı şekillerde tahrif edilmiş, yanlış anlaşılmış, yanlış anlatılmış, değişikliğe uğratılmıştır. Hz. Musa’nın tebliğ ettiği dinde, özellikle Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nde Harut ve Marut kıssası vardır. Burada da temas edildiği üzere Hz. Süleyman’ın bir peygamber olarak, birer mucize olarak, Allah’ın verdiği maneviyattan kaynaklanan - mesela rüzgara binip, onunla seyahat etmesi gibi, cinleri ve şeytanları emrinde istediği gibi çalıştırması gibi, çok önemli güçleri vardır. Sağlığının sonuna doğru bunu, Yahudiler büyüye yormaya başlamışlar. Hz. Süleyman’ı - haşa, hiçbir zaman olması mümkün değil de - puta tapmakla suçlamışlardır. Daha sonra onun bu manevi gücünü, mucizelerini büyüye yorarak, büyücülük ve ispiritizma gibi şeyler Yahudilik içinde çok yaygınlaşmıştır. Bilhassa Babil sürgünündeki Yahudiler’de bunun zirveye vardığını, Kuran-ı Kerim’de okuyoruz.

İşte Kabala, Hz. Musa ve ondan sonra gelen İsraili peygamberlerin (En son Hz. Davut ve Hz. Süleyman) tebliğ ettiği İslam’daki maneviyatın,  oradaki manevi gücün saptırılmasından ileri gelen, onu bir takım büyü gibi, ispiritizma gibi, medyumluk gibi, değişik şeylere yönelten bir akımdır. Fakat o günden bu yana, batı dilinde ezoterik denilen, İslam’da batıni denilen, Yahudilerin olduğu yerde doğan akımları derinden etkilemiştir. Şu an ne başlığını ne de yazarının adını hatırlayamadığım bir kitapta şöyle bir iddia geçiyordu: Modern batı psikoloji disiplini Freud’a dayanır, Freud’un da kaynağı tamamen Kabala’dır. Kabala bir takım işaretler, bir takım sembollerle ilgilidir. Masonlukta ve siyonizmde etkileri olduğunu görüyoruz. Batıda ortaya çıkan bütün ezoterik akımlarda önemli şekilde Kabala’ın teesiri vardır. Sufizm ile bir alaka kurulucaksa, hiçbir zaman İslam’ın aslında zahiri / batıni veya Şeriat / Sufizm gibi bir ayrım söz konusu değildir. Bunların tamamı bir bütündür. Ama zamanla bazı Müslüman mürşitler, insanların manevi yönlerini eğitmeye gitmiş. İslam’ın manevi yönüne daha fazla ağırlık vermişler. Dolayısıyla bu manevi olarak kalbi ve ruhi bir “Seyr-i Süluk” denilen, Allah’a yönelme, onun marifetini, muhabbetini elde etme ve bu şekilde de İslam’ı çok daha iyi bir şekilde yaşayabilme adına bir akım olarak gelişmiştir. Büyükleri de tarikatlarda temsil edilmiştir. Elbette sapmalar olmuştur. Kabala ise Allah’ın gönderdiği dinin manevi boyutunda bütünüyle bir sapmadır. Maneviyat olmaktan çıkmış, paranormal / psişik denilen hadiseler haline getirilmiştir.

Dr. Laitman’ın resmi internet sitesinde şöyle bir açıklama var: Bütün dinler ve inançlar Kabala’dan gelmektedir. Bu iddiaya karşı ne diyorsunuz?

Katiyen, böyle bir şey yoktur, bütün dinlerin Kabala’dan gelmesi mümkün değildir, çünkü Kabala Hz. Süleyman’dan sonra ortaya çıkmıştır. Hz. Süleyman da  bildiğimiz kadarıyla 3000 yıl önce yaşamıştır. İnsanlık tarihi ve dinler 3000 yıldan ibaret değildir. Hz. İbrahim, Hz. Süleyman’dan 1000 sene önce yaşamıştır. İnsanlığın tarihini tam bilemiyoruz, çok daha fazla peygamber gelmiştir. Bu bakımdan Kabala dinleri etkilememiştir. Batıda ezoterik / batıni akımlar ve dinlerden sapmalarda etkili olmuş olabilir ama dünyadaki bütün dinleri etkilemiştir gibi bir iddia geçerli değildir.

Siz Kabala’ın başlangıcını Hz. Süleyman’a götürüyorsunuz fakat Dr. Laitman ilk kabalist olarak Hz. Adem’i, ilk kabalayı öğreten olarak da Hz. İbrahim’i işaret ediyor.

Katiyen. Bu, dini sadece batıni yanından ibaret görmek gibi, bir saptırmadır. Bunun ne bir bilimsel yanı vardır, ne de ilahi kitaplarda geçer. Ne Hz. İbrahim ile ne de Hz. Ademle bir alakası yoktur. Hz. Süleyman’dan sonradır. Kuran-ı Kerim’de de geçer. Onun iktidarı, tarih boyunca iktidar noktasına gelmiş, en güçlü iktidardır. Peygamber hükümdardır. Onu Yahudiler sadece kral olarak bilir. O sadece bir kral değil, peygamber hükümdardır. Kuran-ı Kerim’de geçen, 25 büyük peygamber, resulden birisidir. Fakat onun peygamberlikten kaynaklanan o muazzam gücünü Yahudiler büyücülüğe yormuşlardır. Kabala’da tamamen bunun neticesidir.

Peki Sufizm ile Kabala arasında kurulan bağlantı veya İslam’da geçen İnsan-ı Kamil ile Kabala’da geçen Adam Kadmon arasında herhangi bir benzerlik var mıdır?

Tek bir dinden ayrılma olduğu için, bir takım kavramlar noktasında muhakkak benzerlikler olacaktır. Mesela Tasavvuf ile Hinduizm, Budhizmi veya Taozim arasında…İslam’daki Vahdet-i Vücud kavramı, Batı’daki Panteizm kavramının tam karşıtıdır. Panteizm, kainat adına Allah’ı inkar etmeye dayanırken, Vahdet-i Vücud ise tam tersine Allah adına, adeta kainatın varlığını görmez. İnkar etmez de, sadece görmez. Cenab-ı Allah dışında diğer varlıklar birer gölgedir, ayna üzerindeki yansımalardır, der. Fakat Panteizm ve Monizm bunun tam tersidir. Onlar maddi kainat adına Allah’ı inkar ederler. Ancak bunu bilmiyorlar, bilhassa günümüz felsefecileri. Bugün Hilmi Ziya Ülken’in “Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi” adlı kitabını okuyordum. Orada, yapılmaması gereken, çok ayıp bir şekilde, İsmail Fenni Ertuğrul panteist olarak ilan ediliyor, Vahdet-i Vücud’çu olmasına rağmen! Bunlar meseleyi bilmemedir, çok yanlış anlamalara yol açar. Buna benzer şekilde tasavvuf ile eflatunculuk ya da neoplatonizm denilen akımlar arasında bağlantılar kuruluyor. Başka kavramlar bulunamadığı için bu tür benzetmeler kullanılıyor. Oysa ifade ettikleri manalar çok farklıdır, zıttır.

Peki bu Avrasya Kabala Kongresi’nin Türkiye’de yapılmasını nasıl yorumlayabiliriz? Antalya’yı tesadüfen mi seçtiler? Yoksa bu topraklarda belirli bir gündemi oturtabilmek için mi?

Bu zamanda herkes bir arayış içersinde. İnsan ne sadece maddeden, ne de yalnızca manadan ibaret değildir. Her ikisinden ibaret bir varlıktır. Hem zihni, hem kalbi, hem ruhu, hem bedeni tatmin etmek ister. Bunlar arasında denge sarsıldığı zaman da o dengeyi sağlama adına ve sapmanın beraberinde getirdiği açlıkları tatmin için insanlık tarihi boyunca, sayısız denilebilecek derece çok akımlar doğmuştur. Bence bu arayışlar, bu asırda çok daha fazla. Kimi Yoga ile kimi meditasyon ile kimi ,özellikle ABD’de çıkan, yeni çağ akımlarıyla tatmin etmeye çalışıyor. Kabala’ın yaygınlaştırılmaya çalışılması bu bağlamda söz konusu, ben buna bağlıyorum.

İslam’ın tartışmaya açılmayacak en güçlü yanı maneviyatıdır. Bazıları dinin hukuki tarafını, Şeriat’ı tartışmaya açarak İslam’ı tenkit etmeye çalışıyorlar. Bir şey başardıkları söylenemez. Oysa İslam’ın tamamen vahiye dayanan manevi yanı çok önemlidir. Şimdi buna karşı insanların bağlılığını durduramayınca, böyle farklı farklı, sözde manevi, batıni, ezoterik, bazılarınca heterodoks denilen, kuraldışı, hiçbir gerçekliği olmayan, materyalizmden başka bir tarafı olmayan şeyler ortaya atılıyor. Sahih bir maneviyat vermiyor hiçbiri. Adeta tuzlu suyu içmek gibi, insanlarda daha çok açlığa sebep oluyor. Pek çoğu insanları intihara sürükleyebiliyor. Satanizm gibi çok daha aşırı akımlarda, insan kanı içme, kurban etmek gibi yönlere götürüyor. Sapmadan başka bir şey değil. İslam’ın sahihliğine karşı verilen bir mücadelenin uzantıları olarak görülebilir. Niyetleri nedir tam olarak bilemesek de iki şekilde de değerlendirilebilir. Ancak bunlar Türkiye’de bir şey yapamazlar.

Kabala’ın günümüz modern psikoloji disiplininde ve Masonik akımlarda çok ciddi tesirleri olmuş, bir çok akımın doğumuna sebep olmuştur, bunu da yabana atamayız.

www.iyibilgi.com

Röportaj: Alper Özgen



Bu haber 10,784 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,509 µs