Ana Sayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle

Hükümetin dış politikasını başarılı buluyor musunuz?

  • Evet, başarılı.
  • Hayır, başarısız.
  • Bu konuda bir fikrim yok

Eposta adresinizi verin, iyibilgi'nin özel haberleri posta kutunuza düşsün.





28 Kasım 2013

Bilal Kemikli
bkemikli@gmail.com


Pirin Huzurunda


Pir-i Türkistan'ın huzurundayız... Pek çok kaynakta Hoca Ahmet Yesevî, Pir-i Türkistan olarak anılmaktadır. Ancak şunun bilinmesi lazım, Türkistan, sadece şimdiki Kazakistan'ın Türkistan şehri değildir.

Evet, Türkistan şehri, eski Yesi'nin üzerinde inşa edilmiştir. Pirimiz, Yesi'de hizmetlerini yapmış, sözünü ve sohbetini burada demlemiş, hikmetlerini burada söylemiş ve yine burada sırlanmıştır. Bu yüzden, en dar anlamıyla Pir-i Türkistan'dır o. Lakin Türkistan, tarih boyunca geniş bir coğrafyayı ifade eder: Kazakistan'dan Özbekistan'a kadar, geniş bir coğrafya...

Sözü mana ile demleyen kâmillerin, büyük sanat ve fikir adamlarının belirli belirli bir coğrafyaya sığmadığı aşikardır. Şehir ve bölge genişliyor, büyüyor, büyüyor... Asya'dan Avrupa'ya değin, sözünün gittiği her yere ulaşıyor. Şurası kesin: Sözün ve mananın coğrafyası, tesir halkasıyla alakalıdır; nerede okunur ise, oralıdır şair!

Ahmet Yesevi, şairden de öte... Büyük bir mana eri. Merhum Topçu'nun ifadesiyle gerçek anlamda bir "büyük ruh!" Bir veli. Büyük bir  yol kurucusu... Dolayısıyla onun coğrafyası da, niteliğine paralel olarak, zengin, geniş ve çeşitlidir. Bu itibarla, Pir-i Türkistan tabirinde Anadolu'yu ve Rumeliyi de içine alan bir manaya sahiptir. O, hepimizin piridir.

Hepimizin piridir... Yahya Kemal'in dediği gibi, "milliyetimizi borçlu olduğumuz kişidir!" Dilimizi işleyen, atalarımızın İslamin maddi ve manevi zenginliğiyle buluşturan pir. Yunus'umuzun öncüsü.... Hacı Bektaş'ımızın kaynağı. evet, o hepimizin.

Pir-i Türkistan derken, Müslüman Türk coğrafyasının bütün sınırlarını yoluyor, oradan Rumeli'ye geçiyorum. Bosna'da Hacı Meyliç'in dergahında, Nakşî zikrinde, Kalkandelen'de Harabeti Dergahında Bektâşî divanında ondan eser var. O, bizim pirimiz! Hepimizin piri.

Dilimizde, dini kültür ve düşüncemizde ve kültürel mirasımızda ondan izler görmek mümkündür. Farsça'nın önünde Türkçe hikmetleriyle muhkem bir bina inşa etti... Yunus, o binanın etrafındaki bahçeyi çevirerek, binayı müstakil ve muhkem hale getirdi. Şiir diliyle, Hanefî-Maturîdî çizgide zengin bir dini düşünce geliştirdi. Hikmetler, bu düşüncenin kayda alınan yönünü ifade eder. Ama sadırlara işlenen, Bektaşi ve Nakşî geleneği içinde anlatıla gelenleri düşünür isek... Evet, düşünürsek, büyük bir sistem kurucusunun huzurunda olduğumuzu görürüz.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok... Pir-i Türkistan'ın huzurundayız. O, bize hikmetleriyle olduğu gibi, maddi mirası olan türbesiyle, toprağıyla ve havasıyla da konuşuyor, yön ve yol veriyor. Mesele o yöne dönmek ve o yola girmekte... Buyurun, Yesi'den gönül ve akıl hanelerimize akan o arkın akıntısına teslim olup hikmetlerden bir dize okuyalım: "Tekebbür azazlığa neler kıldı..."  Diyor ki: Büyüklenme şeytana neler eyledi! Hikmetin devamını okumuyorum; manayı sen tamamlarsın... Kibir neler etti, neler!

Pirin huzurunda, kibir tuzağını ve tevazu zenginliğini tefekküre dalıyor, derin bir düşünceye dalıyorum...








Sizin isminiz

Alıcının e-posta adresi



Doğrulama işlemi
3 + 3 = 




HAYY web



Künye | Manifesto | Sorumluluk | Reklam | Bize Ulaşın
tamamen özgür yazılım geliştirme araçlarıyla üretildi. Haber Sistemi